Ebu’l-Hasan Harakani

Ebu’l-Hasan Harakani’den


“Bana öyle bir düşünce bağışladı ki, O’nun yarattığı her şeyi O’nda gördüm. O’nda kalıp durdum, O’na yerleştim. Gece gündüz hep O’nun meşgûliyeti beni sardı, düşünce görüşe dönüştü. Küstahlık ve muhabbete dönüştü. Heybet ve vakara dönüştü. O düşünceyle birliğini kavradım ve öyle bir düzeye ulaştım ki, düşünce hikmete dönüştü. Dosdoğru yola ve şefkate dönüştü.

O hâle geldim ki, yarattıklarına karşı benden daha merhametlisini görmedim. Keşke insanların yerine ben ölseydim de, kimse ölümü tatmasaydı derdim. Keşke herkesin hesâbını benden sorsaydı da, insanların sorguda hesap vermesi gerekmeseydi. Keşke bütün halkın cezâsını bana çektirseydi de, kimse cehennemi tatmasaydı.

Türkistan’dan Şam’ın kapısına değin kimin parmağına diken batsa, benim parmağıma batmış gibi canım yanıyordu. Türkistan’dan Şam’a kadar kimin ayağı bir taşa çarpsa, benim ayağım sancıyordu. Kimin kalbinde bir hüzün olsa, benim gönlüm mahzun oluyordu.”


“Ezel sırlarını ne sen bilirsin ne de ben

Bu muammâyı ne sen çözersin ne de ben

Perdenin gerisinde seni beni bir konuşturan var

Perde kalkarsa ne sen kalırsın ne de ben”

Ebu’l-Hasan Harakani


SULTAN OLARAK GELİP DERVİŞ OLARAK GİTTİ

Sultan Mahmud Gaznevi, bütün Asya’ya hâkim olduğu zamanda, Harakan şehrine yaklaşmıştı. Birkaç adamını, Şeyhe göndermiş ve onu yanına çağırmıştı. Şeyh hazretleri, bir özür beyan ederek gitmedi. Durum, Sultana bildirilince,

– Haydi kalkın; demek ki o, bizim sandığımız kimselerden değildir. Biz ona gidelim, dedi. Sonra kendi elbisesini Kadı İyaz’a giydirdi ve kendisi de silahtar olarak, Kadı İyaz’ın yanında Şeyhin evine girdi. Sultan selâm verince, Şeyh hazretleri selâmını aldı. Fakat ayağa kalkmadı. Sultan, Şeyhe;

– Niçin ayağa kalkmadınız? diye sorunca, Şeyh;

– Madem ki seni öne geçirmişler, yanıma gel bakalım, dedi. Soruya o anda cevap vermedi.

Sultan Mahmud, Şeyhe;

– Hocan Bâyezid-i Bistâmi nasıl bir zat idi? diye sordu. Şeyh:

– O, öyle kâmil bir veli idi ki, onu görenler hidayete kavuşurdu, dedi. Sultan bu cevabı beğenmedi. “Ebu Cehil, Ebu Leheb gibiler, Fahr-i kâinât efendimizi çok defa gördüler. Fakat hidayete gelmediler?” dedi. Şeyh;

– Ebu Cehl ve Ebu Leheb gibiler, insanların en üstününü Allahü teâlânın sevgili Peygamberi olarak görmediler. Ebu Tâlib’in yetimi olarak gördüler. O gözle baktılar. Eğer, Ebu Bekr-i Sıddik gibi bakarak, Resulullah olarak görselerdi, eşkıyalıktan, küfürden kurtulur, onun gibi kemale gelirlerdi, buyurdu. Sultan bu cevabı çok beğendi. Alimlere, Allah dostlarına olan sevgisi arttı.

Sultan giderken, Şeyh ayağa kalktı. Sultan,

– Geldiğim zaman hiç iltifat etmemiştin, fakat şimdi ayağa kalkıyorsun, neden? diye sordu. Şeyh hazretleri;

– Buraya padişahlık gururu ile beni imtihan için geldin. Şimdi ise derviş olarak gidiyorsun. Önce gurur içinde olduğundan dolayı ayağa kalkmadım. Fakat şimdi derviş olduğun için ayağa kalkıyorum, dedi.

PERDE KALKARSA GÖRÜR, İNERSE GÖREMEYİZ

Eş-Şeyh Ebu’l-Haseni’l-Harakânî (k.s.) hazretleri bir gece;

— Falan meydanda bu gece savaş yapılıyor. Şu kadar kişi öldü, şu kadar kişi yaralandı, demişti.

Daha sonra araştırıldığında, vaziyetin tam da Ebu’l-Hasan hazretlerinin dediği gibi olduğu anlaşıldı.

Fakat aynı gece düşmanlar, Şeyh hazretlerinin oğlunu öldürüp kapısının eşiğine atmışlardı. Bundan ise onun hiç haberi olmamıştı. Bâtın (mânevîyat) âleminin ince sırlarını idrâkten mahrum olan hanımı, bu hâdise üzerine;

— Şu adama ne demeli! Şu kadar uzakta cereyan eden bir hâdiseyi haber veriyor; ama oğlunun öldürülüp kapısına atıldığından hiç haberi olmuyor! demişti.

Ebu’l-Hasan hazretleri hanımına şu cevabı verdi:

— Evet hanım, dedi. Doğru söylüyorsun; ama harp meydanını gördüğümüz zaman, aradaki perde kaldırılmıştı. Oğlumuzu katlettikleri zaman ise, perde inmişti. Biz, perde kalkarsa, en uzak yerleri görürüz. Perde inerse, ayağımızın dibini bile göremeyiz.

Ebu’l-Hasan Harakani’den

Reklamlar

2 Yorum (+add yours?)

  1. mahmut yıldız
    Nis 14, 2011 @ 09:18:25

    esselamu aleykum azizim….. bu ilmi kaynakları hangi kitaplardan istifade ettiriyor MEVLAM..banada soylermisin okumak isteıyrorum yollarsanız duacınız oluruz… ENBUYUK VE EN SADIK DOSTA EMANET OLUNUZ… VESSELAM

    Cevapla

    • ilhanerol
      Nis 15, 2011 @ 06:47:26

      Ve Aleyküm selam,
      İlginizden Allah(c.c) razı olsun,
      Ebu’l-Hasan Harakani ile ilgili olarak tavsiyem;
      Seyr ü Süluk Risalesi
      Ebu’l-Hasan Harakani
      Sadık Yalsızuçanlar
      SUFİ KİTAP YAYINLARI

      Miladî 936 yılında dünyaya teşrif eden büyük ârif Ebu’l Hasan Harakanî, yaşadığı çağda İslam coğrafyasının büyük bir bölümünde etkili olmuş mürşidi-i kâmillerdendir. Ahmed Yesevî’den Hz. Mevlâna’ya kadar pek çok arifin yolu onda buluşur. Nebevî irfanın bu büyük varisi Anadolu’dan cihanın dört bir yanına nur ve feyz kaynağı olmuştur. Harakanî, bugün de Kars’ın kabindeki dergâhı ile bütün arza nurani feyizlerini dağıtmaya devam etmektedir.

      Bu kitapta çevirisini sunduğumuz, irfan tarihimiz açısından son derece kıymetli olan eserden de görüleceği üzere, Şeyh Harakani, hem sûfî geleneğin esaslarını düzenlemiş ve hem de seyr ü sülûk yolunun inceliklerini belirlemiştir. Dergâhında yetişen talebeleri ile mânâ âleminde feyiz verdiği ârifler, Hindistan’dan İran’a, Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkas coğrafyasından Batının çeşitli kentlerine bu irfânı taşımışlardır.
      SİTE:www.kitapyurdu.com

      Seyr ü Sülûk Risalesi’nden

      Sordular:
      “Sûfi nasıl olur?”

      Dedi:
      “Cübbe ve seccadeyle, görenek ve adetle olmaz, yok olmakla olur.”

      Dedi:
      “Sûfi, gündüzün güneşe, geceleyin ay ve yıldıza ihtiyacı olmayandır. Sûfilik varlığa ihtiyacı olmayan yokluktur”. (s.79)

      * * *
      Sordular:
      “Kişi kendisinin uyanıklığını nasıl bilir?”

      Dedi:
      “Allah’ı andığı zaman, baştan aşağı Allah’ın onu andığını duymakla…” (s.80)

      * * *
      Dedi:
      “Dünyada ilim ve kulluk taslayan niceleri var. Fakat sana fayda, her gün akşama kadar halkın beğendiği, her gece sabaha kadar da Hakk’ın beğendiği işte olmaktır.” (s.81)

      Ebu’l-Hasan Harakani, Seyr ü Sülûk Risalesi, Hazırlayan: Sadık Yalsızuçanlar, Sûfi Kitap

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: