Gilaburu

Yorum bırakın

 

 

Gilaburu Bitkisi ve FaydaLarı:

???????????????????????????????

Gilaburu çalı şeklinde bodur bir ağaçtır. Genellikle İç Anadolu’da yetişir. Kırmızı salkım şeklinde yuvarlak meyvelidir. Bu meyveler sonbaharda toplanır. İlk toplandığında acı bir tadı vardır. Su içinde salamura yapılır. Yaklaşık bir ay sonra bu acılığını kaybeder. Bu şekilde (5-15 derecede) tazeliğini 1 yıl süreyle koruyabilir.

Yüksek miktarda C vitamini ve anti oksidan maddeler içerir. Daha önce de belirtildiği gibi önceleri acı bir tada sahip olan meyveler, salamura suyunda acılığpını kaybeder. Bu haliyle içilebilir hale gelmiştir. Salamura suyundan günlük içilecek miktar çıkarılır, sıkılır, su ilavesi ile seyreltilir ve tercihe gıöre şeker ilave edilerek içilir. Burada dikkat edilmesi gereken, sıkılan meyvenin aynı gün tüketilmesi gerektiğidir.

Ekşi bir tada sahiptir. Şeker ve su ilavesi ile bu ekşi tadı giderilebilir. İlk defa kullananlara tadı biraz tuhaf gelebilmektedir.

Faydaları :

Meyvesi : Sonbaharda toplanıp salamura yapıldıktan sonra tüketilen gilaburu, sadece böbrek hastalıklarına değil, birçok hastalığın tedavisinde de yararlı olmaktadır. Kabukları kaynatılan gilaboru, astım, romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri (epilepsi), kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir.

Gilaboru suyu, ayrıca safra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir. Gilaborunun bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak halen Amerika’da, Harward Medicine School’un araştırması devam etmektedir.

Kabuğu : Gilaburu ağaç kabuğu, kramplara ve kas gerginliklerine karşı oluşturduğu olumlu etki nedeniyle, saygıyla anılmaya hak kazanmıştır. Genellikle iki alanda kullanılır:

İlki; yumurtalık ve dölyatağı kasları ile ilgili problemlerdir. Bitki dölyatağını yatıştırır ve böylece adet görme sürecindeki ağrılı kramplar sona erer. Aynı biçimde etki yaparak, olası düşükleri de önleyebilir.

İkinci olarak kullanım alanı ise, aşırı regl kanamalarının ve menopozla ilgili aşırı kanamaların kontrol altına alınmasıdır.

Kullanım biçimleri : Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış dal kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10-15 dakika kaynadıktan sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Dölyatağı ve yumurtalık ağrılarına karşı ve olası düşük tehlikesine karşı, kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak kullanılır.

Yarım tatlı kaşığı gilaburu kabuğu ile yarım bardak suda hazırlanan gilaburu çayı, yarım tatlı kaşığı kediotu kökünün yarım bardak kaynar suyla haşlanıp, 10 dakika demlendirilen kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak içilir.

Tentür : Viburnum opulus D1, D2 veya D3 inceltisi, günde 3 kere 25-30 damla, yarım kahve fincanı ılık suya eklenerek alınır.

Yukarıda anılan tüm rahatsızlıklara karşı etkilidir.

Prof. Dr. Zeynelov, zamanında toplanmış gilaburu bitkisinin 3-5 gün içinde hemeroid hastalığını kesin tedavi ettiğini belirtmiştir.

ALINTIDIR…

UYARI: Blogumuzda yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Blogumuzu ziyaret eden, yorum yapan  kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır. (aLinti)

Reklamlar

AYRIK OTU..

Yorum bırakın

Bu yazı internet ortamından derlenmiştir.. Bilgi amaçlıdır.. Kullanım için araştırınız.

Ayrık Otu ve Faydaları Nelerdir.. İbrahim Saraçoğlu
ayrikotu_
ÖZETLE… 
Buğdaygillerden yabani bir bitkidir. Sarımtırak beyaz renkteki kökü kullanılır. İlkbahar ve sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Mekkeayrığı denilen çeşidi de, ayrıkotunun özelliklerini taşır. Domuz ayrığı ise, zararlıdır.

Faydası : İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir. Albümini atar. Nefrit ve nikriste de faydalıdır.

Önerilen hastalıklar: Böbrekte ve mesanede olan taşları eritir, rahim tıkanıklıklarını açar. Otun kökü kaynatılıp içilirsei bağırsak ağrılarını dindirir, vücuttaki yapışkan hıltıları yok eder. Bilinmeyen bir özelliği de ruhani rahatsızlıklara iyi geldiğidir.

Kullanım şekli ve dozu: 1 bardak ılık suya kurutulup toz haline getirilmiş 1 çay kaşıpı ayrık otu, her gün yemeklerden önce karıştırılıp içilir. Acı olduğu için limon yada naneyle tatlandırılır. Başka bir tarifinde 20 gram ayrık otu, 1 litre suda kaynatılıp, günde 4-5 çay bardağı içilir. Köküyle beraber yaprağı dövülüp, vücuttaki şişlikler üzerine uygulanırsa şişler inip, ağrıları diner. Haşlanan ot içine bir miktar bak, biraz biber, bir miktar günlük ve bir miktar müri safi katılıp, tekrar kaynatılır. Oluşan karışımla ağızda gargara yapılırsa iş ağrıları ortadan kaybolur.

Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

DAHA FAZLA BİLGİ…

Buğdaygiller familyasındandır . Anayurdu bilinmeyen , dünyanın bütün soğuk vede ılıman iklimli bölgelerinde , farklı ca tropikal vede astropikal iklim bölgelerinin yüksek kesimlerinde yetişen 125 kadar türün ortak adı ayrıkotudur . Ülkemizde de 20 kadar farklı ayrıkotu türü yetişmektedir .

Bu türlerden bazıları tarıma çook zararlı iken , kimi türleri de hayvan yemi yada çim bitkisi ollaraak hususiyetle yetiştirilmektedir . Ayrıkotu türlerinden konumuzla en çook alakalı oluşan Tarla farklı ğı (A .repens) da tarıma zararlıdır . Çünki , kendi haline bırakılırsa kısa zamanda tarlaları kaplar .

Kısaca farklı kotu diyeceğimiz bu bitki 30-150 cm . boylanabilen , rizom köklü (kök gövdeli) , çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir . Tarlalardan başka , yol kenarları vede bahçelerde de çook görülür . Yeşil gövdesi silindirik biçimli vede boğumlu , yapraklan yeşil vede düzdür . Mayıs-temmuz ayları arasında küçük başaklar halinde açan çiçekleri yeşil renkli vede pek gösterişsizdir . Bitki , bu çiçeklerinden

oluşan tohumlarının dökülmesiyle , hususiyetle rizomlarının sürgün vermesiyle yada toprağa değen yerde , gövdelerinin yeniden kök atmasıyla çoğalır .

Tibbi Etkileri:

Tarla farklı ğı rizomları polisakkarit 1 madde oluşan tritisin ile uçucu yağ ,

ve Kullanımı

yapışkan bitki sıvısı , potasyum , salisilik asit , saponin vede mikrop kırıcı bazı

maddeleri içerir . Bu farklı kotu türünün tıpsal etkileriyle onlardan avantaj lanma metod leri şöylece özetlenebilir:

• İdrar yolları enfeksiyonlarının iyileştirilmesinde , sistit (mesane iltihabı) vede prostatitte (prostat iltihabı) tesirli olur .

• İdrar söktürücüdür .

• Kanı vede bedendeki toksik maddeleri temizler .

• Böbrek vede mesane taşlarının atılmasına yardımcı olur .

• Bedeni güçlendirici 1 toniktir .

Bu etkileri sağlamak üzere , tarla farklı ğının rizomlan ilkbahar mevsiminde ya da sonbaharın başlarında toprağı kazılarak sökülür . Yıkanarak iyice temizlenir . Gölgede yada güneşte kurutulur . Kurutulmuş rizomdan 2 tatlı kaşığı alınır , l bardak suyla kaynama noktasına kadar ısıtılır . Daha sonra alev kısılarak 10 dakika daha ısıtma sürdürülür . Böylece elde edilen dekoksiyondan günde 3 kez birer bardak içilir . Ancak , tadı çook kötü meydana geldiğinde n bal , limon yada naneyle tatlandırılır .

• Tarla farklı ğı farklı ca Eczama(egzama) vede cilt Rahatsızlık larının iyileştirilmesinde tesirli olur .

• Romatizma(rheumatism) ağrılarını hafifletir .

Bu etkilerinden avantaj lanmak için , yukarıda tarifi verilen dekoksiyon , şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır .     Ayrık Otu (Ayrık kökü) (Agropyrum repens): 30 cm’den 1 metreye kadar uzayabilen , yabani , otsu 1 bitkidir . İçerisinde potasyum , demir gibi mineraller , A vede B vitaminleri ile saponinler , şeker , triticin , glikovalin , müsilaj gibi maddeler vede uçucu yağ bulunur .
Ayrık otu , vasati 1 metre boyunda , dünyanın her yerinde kendiliğinden yetişen vede yetiştirilen , Türkiye’ de 20 çeşidi bulunan çook yıllık , otsu ve  yabani 1 bitkidir . Genellikle tarla , bahçe vede yol kenarlarında yetişir . Bitkinin dahilinde A vitamini , B itamini , şeker vede uçucu yağ bulunur .
– Susuzluk giderir: Ayrık otu kaynatılıp ,limon sıkılarak yada sade ollaraak içilirse yazın oluşan aşırıısı i vede susuzluğu giderir .
– Böbrek kafigelmez liği: Ayrık otu yalnız yada nane ile 1 arada kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .
– Mesane yolu iltihabı: Ayrık otu tek başına yada papatya ,kekik gibi bitkilerle kaynatılıp ,balla tatlandırılarak aç karnına içilmeye devam edilirse mesane yollarını temizler , Enfeksiyon ları kurutur .  – Karaciğer kafigelmeyecek liği: Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılıp soğuk ollaraak içilmeye Daimi edilir
– Kan temizleyici: Ayrık otu kökü tek başına yada kekik ile 1 arada kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .
– Şişmanlık: Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık ollaraak günde 3 su bardağı aç karnına içilmeye Daimi edilir .
– Sarılık: Ayrık otu kökü tek başına yada kekik ile 1 arada kaynatılıp iyi balla tatlandırılıp soğuk ollaraak içilmeye Daimi edilir .
– Balgam: Ayrık otu kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık ollaraak ,aç karnına içilmeye Daimi edilir .
– Gastrit(gastritis) : Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .köpekler mide rahatsızlığında bu otu yer .
– Tıkanıklık çözer: Ayrık otu ,kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık olarak ,aç karnına içilmeye Daimi edilirse böbrek dalak karaciğer tıkanıklığını açar .
– Ayrık Otu Normalde herhangi bri yan tesiri yoktur . Ayrık otu genellikle kumlu topraklarda köylülerin kazıp atmakla baş edemediği 1 şifadır . Tadı tiksindirici değildir . Kekikle 1 arada kaynatılıp tatlandırılabilir . Kumda yetişmesine inat böbrekteki kumları döküp atan eşşsiz 1 ilaçtır .Ayrık , mesteki kaynatılırsa baştaki balgamı söker . İçindekiler: Karbonhidratlar , Saponin , %13-18 Terisitin , %10 Sümüksü madde , %2-3 şeker , Potasyum tuzu , vede madeni tuzlar , A-B vitamini , Silisik asit , Demir , Potar , Organik asitler

http://www.bitkizane.com/4_457_43245_ayrik-otu-faydalari-nelerdir-ibrahim-saracoglu.html

EKLEM KİREÇLENMESİ ve DEPRESYON

Yorum bırakın

EKLEM KİREÇLENMESİ ve DEPRESYONa Bitkisel Çözüm
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan
ÇINAR YAPRAĞI Kürü..

Kısaca izahı gerekirse...
Bir Televizyon programına katılan Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu tüm kireçlenmeler için Olgunlaşmış çınar yaprağı kürünü anlattı..
Bunun için gerekli olan malzeme kurutulmuş büyükçe 2 adet olgun çınar yaprağı Bir su bardağı klorsuz suyun içerisine parçalanıp konur  ve 1 dakika boyunca kaynatılıp ılımaya bırakılır. Ilık olarak;
Günde 2 defa  olmak üzere öğleden önce bir bardak, öğleden sonra bir bardak  aç karna içilir. Birinci bardak içildikten sonra  en az 3 veya 4 saat sonra ikinci bardak içilmelidir. Her defasında taze hazılanır.  Hazırlarken emaye ya da çelik kab kullanılır. Bu kür bir ay boyunca uygulanır..  ya da 15 gün boyunca uygulanır ve bir hafta ara verilir, 15 gün tekrar aynı kür uygulanır. Kür esnasında başka bitkisel ilaç kullanılmaz.. Allah’ın (c.c.) izni ile kireçlenmeniz inşaALLAH çözülecek..

cinar ypragi

Çınar yaprakları resimde görüldüğü üzre özellikle beş parçalı yapraklardan seçilecek bütün çınar yaprakları kür için uygun değildir..

BU KONUDA AYRINTILI BİLGİ EDİNMEK İÇİN OKUYUNUZ..

Çınar yaprağı kürü özellikle eklem kireçlenmeleri için oldukça etkili bir bitkisel çözüm olarak kullanılabiliyor. Gölgede kurutulmuş çınar yaprağı kürü sadece eklem kireçlenmesine karşı bitkisel çözüm amacıyla değil, doğal depresyon tedavisi amacıyla da kullanılabiliyor. Gerek eklem kireçlenmesini önlemek gerekse antidepresan yani insanları bunalımdan, depresyondan kurtarıcı etkisinden faydalanabilmek için aşağıdaki bitkisel çözüm formülünü uygulamak yeterli olacaktır.

Eklem Kireçlenmesine ve Kronik Depresyona Karşı Çınar Yaprağı Kürü :

Çınar Yaprağı Kürü Nasıl Hazırlanır ve Yapılır:  Yukarıda da bahsettiğimiz üzere gerek eklem kireçlenmeleri gerekse depresyona karşı teskin edici ve morali yükseltici bir takım biyokimyasal maddeler içermesinden dolayı çınar yaprağını mümkün olduğunca yaprağındaki besleyici maddelere zarar vermeyecek şekilde kullanmaya özen gösteriyoruz.

Kaynamakta olan 1 su bardağı klorsuz suyun içine 5 tatlı kaşığı (iki adet çınar yaprağı)  kurutularak ufalanmış olgun çınar yaprağı koyarak 1 dakika kadar kaynamaya bıraktıktan sonra hemen ocağın üzerinden çekerek ılımaya terkediyoruz. 1 dakikadan daha fazla kaynatılan çınar yaprakları, besleyici niteliklerini önemli ölçüde kaybederler.  Çınar yaprakları iyice ılıtıldıktan sonra süzgeç kullanılarak süzülüyor.

Çınar Yaprağı Kürü Nasıl Uygulanır:  Kaynatarak süzdüğümüz çınar yaprağı suyunu özellikle sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arasında aç karnına 1 bardak, Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında aç karnına 1 bardak için.

Prof. Dr.İbrahim Saraçoğlu anlatıyor:
Doğal bitki olarak kullanılacak çınar yaprağının mutlaka dalından taze toplanması gerekir. Toprağa düşmüş çınar yaprakları kullanılmaz. Toplanacak olan çınar yapraklarının olgunlaşmış olmasına dikkat etmek gerekir. Olgunlaşmamış veya körpe filiz şeklinde olan yapraklar uygun değildir. Yaprakların üzerinde kahverengi lekeler var ise, bu yapraklarında kullanılmaması gerekir. Kullanılacak olan çınar yapraklarının derin yırtıklı olmasına dikkat ediniz. 
1)Oniki yaş altı çocukların herhangi bir uygulamayı hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
2) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi…) içilmemelidir.
3) Tüm doğal bitkilerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
4) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
İki adet büyük boy taze (yeşil) yada kurutulmuş çınar yaprağını soğuk suda yıkayınız ve parçalara ayırınız. Bir su bardağı klorsuz suyu kaynattıktan sonra yaprakları ilave ediniz ve kısık ateşte ağzı kapalı olarak bir dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra sıcakken süzünüz. Ilıyınca akşam yemeklerinden önce ve gece yatarken içiniz. İki içim arasında en az üç saat fark olmalıdır. Bu küre otuz gün ara vermeden devam ediniz. Her defasında taze olarak hazırlayınız. Şikâyetlere göre dönem dönem tekrarlanabilir
NOT: Bu bilgiler internet ortamından derlenmiş olup bilgi amaçlıdır.. Uygulamanın sorumluluğu tamamen kişilerin kendilerine aittir.

Ekinezya Bitkisinin Faydaları..

Yorum bırakın

Ekinezya, Kuzey Amerika’nın yerli bitkisidir. Kızıldereliler zamanından beri bilinen ve o dönemden itibaren de, bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan bitkilerden birisidir.
Ekinezya bitkisi bağışıklık sistemini güçlendirme de oldukça etkili. Birçok hastalığa da şifa kaynağı olmuştur. Asrın hastalığı olan, Domuz Gribine karşı oldukça etkili olduğu söylenmektedir.
Ekinezya Bitkisinin Faydaları :
* Domuz Gribi, Grip ve Soğuk Algınlığını önleyici etkisi nedeniyle hastalık öncesinde kullanılabilir.
* Öksürük ve baş ağrısı gibi durumları hafiflettiği de görülmüştür.
* C vitaminiyle beraber alındığında soğuk algınlığı geçirme olasılığını %80lerin üzerinde azalttığı görülmüştür.
* Bağışıklık sistemini güçlendirir.
* Enfeksiyon ve iltihaplanmalarda çok faydalıdır. Boğaz ve diş ağrısı, kabakulak, çiçek, kızamık gibi bulaşıcı hastalıklarda da faydalıdır.
* Yapılan araştırmalarda ekinezyanın akyuvar sayısında artışa neden olduğu tespit edilmiştir.
* Kemoterapiden sonra vücut direncini yükseltmek için kullanılmaktadır.
* Patojenik organizmalarla sağlıklı dokular arasındaki doğal savunma hattını yıkan bir enziminin oluşumunu önleyici etkisi olduğu görülmüştür.
* Ekinezya bitkisi antiviral ve antibakteriyel etkilere sahiptir.
* Egzama sedef, sivilce gibi deri rahatsızlıklarında faydalıdır.
* Yaraların iyileşme sürecini azaltır.
* Alerjik reaksiyonların meydana gelmesini engelleyici özelliği de tespit edilmiştir. Zehirli böcek ve yılan sokmalarına karşı etkilidir.
* Kronik yorgunluk sendromunda da fayda sağlar.

Ekinezyayı Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar :

* Daha çok kapsül halinde tüketilebilecek olan ekinezyanın kullanım dozu, günde 1 ila 3 kapsüldür.
* Eğer ekinezyayı çay olarak tüketmek isterseniz kullanım süresi, 15 gündür.
* Oto-immün hastalığı olanlar kullanmamalıdır.
* Bağışıklık baskılayıcı ve anksiyete ilaçlarıyla bir arada alınmamalıdır.
* Ekinezyayı kapsül olarak kullanmadan önce, mutlaka bir hekime başvurmanızda fayda vardır.
* Ekinezya da bazı ilaçlarla etkileşime girerek bazı insanlarda alerjik belirtilere neden olmaktadır.
* Hamilelerin kullanması önerilmemektedir.

GençLiğin Sırrı

Yorum bırakın

Bu güzeL hikaye çok defaLar yayınLansada tekrarında yarar var… OkuyaLım, okumayanLara tavsiye edeLim… Amacımız yuvamızda huzur ve mutLuLuk oLsun.. inşAllah.

Evvel Zaman içinde Memleketin Birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç
görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve
sorarlarmış ‘bu gençliğin sırrı nedir’ diye. İhtiyar delikanlı güler
geçermiş her soruldukça bu soruya.. Ama Sorular sık , soranlar çoğalınca
cevap vermek vacip olmuş sanki.
Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş
tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine.
“Bu davette size sırrımı açıklayacağım” demiş. Herkes merakla davete
gelmiş. Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice
gecikmiş. Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş. Herkes konu ne
zaman açılacak diye merek ederken Adamcağız huri gibi sevimli hanımına
seslenmiş:
-”Hatun, şu kilerde bir karpuz var getirir misin bize sana zahmet!..” Hanım
hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında bir karpuz
getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da:
” Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet”
demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş. Adam onu da bir yoklamış
yine beğenmemiş.
” Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir
misin ” demiş, Başka istemiş?. Bu böylece üç dört sefer daha tekrarlamış.
Neyse misafirleri ve de siz Aziz okuyucuları sıkmamak için !!! Dedemiz
beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?.
Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedecik sormuş. “Eeee ?. Arkadaşlar
iste benim gençliğin sırrı burada anladınız mı??
Herkes birbirinin yüzüne bakmış. Kimse bişey anlamamış..”Aman dede
demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!” Dedecik gülmüş.”Efendiler” demiş
“O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka
getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere
bile “aman be adam , deli misin nesin şu tek karpuzu ne taşıttırıyorsun
bana defalarca..” demedi.
Beni sizin önünüzde mahcup duruma düşürmedi. İşte ben bütün gençliğimi bu
hanımıma borçluyum. Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma
düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız. Hep
birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle
ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız. İyi kötü her olayı da
birlikte paylaşırız.’ demiş.

Isırgan otunun faydaları bilimsel olarak ispatlandı

Yorum bırakın

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, dirençli mikroorganizmaların yayılmalarınını bile engellediğini ve ağrı kesici özelliğinin olduğunu, yaptığı çalışmayla bilimsel olarak kanıtladığını söyledi.

Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ısırgan otunun çeşitli faydalarının olduğunu ancak bunların çoğunun bilimsel olarak ispatlanıp, bir yerde toplanmadığını dile getirdi.

Isırgan otu üzerine Türkiye’de yapılan çalışmaların çok ses getirmesine rağmen bunların bir veriye dönüştürülemediğini, hep kağıt üzerinde kaldığını savunan Gülçin, ”Ben de doktora tezimde tüm bu çalışmaların derlenmesiyle birlikte ısırgan otu üzerine bilimsel bir çalışma yaptım. 5 yıl süren doktora çalışmamda, ısırgan otunun bazı faydalarını, özellikle bilimsel olarak ispatladım” dedi.

Çalışmalarında, ısırgan otunun antioksidan aktivite, anti-mikrobiyal aktivite, radikal giderme, ülser giderici (anti-ülser) ve ağrı kesici aktiviteler üzerinde durduklarını anlatan Gülçin, daha sonra geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmayı gerçekleştirirken farmakologların deneyimlerinden de yararlandıklarını vurguladı.

Isırgan otunun mükemmel, sağlık açısından önemli bir bitki olduğunu ifade eden Gülçin, ısırgan otunun Anadolu kültüründe de bol miktarda kullanıldığını belirtti.

-”ÇOK DİRENÇLİ MİKROPLARIN BİLE YAYILMASINI ENGELLİYOR”-

Isırgan otunun çok dirençli mikropların bile yayılmasını engellediğini ileri süren Gülçin, şunları kaydetti:

”Sağlık açısından bu kadar faydalı olan ısırgan otunun bir avantajı da Anadolu topraklarında bol miktarda bulunmasıdır. Halk arasında kullanımı yaygındır. Isırgan otu salatalarda kullanıldığı gibi ısırgan çayları, yemekleri de vardır. Bizim yapmış olduğumuz bu çalışmada ısırgan otunun antioksidan etkisi yanında, mikroplara karşı öldürücü etkisi ve ülsere iyi geldiğini tespit ettik. Ülser yapılmış farelere ısırgan otu özütünü oral olarak verdik. Bunun sonucunda ülser hastası farelerin iyileştiğini gözlemledik. Böylece ısırgan otunun ülser hastalığına iyi geldiğini tespit ettik. Ülseri yüzde 68 oranında engellediğini ispatladık.”

Gülçin, ”Stafilokok ailesi çok dirençli bir mikrobiyal ailedir. Isırgan otunun bu mikroorganizmaların büyümesini engellendiğini ve antikandidal özelliğinin de etkili olduğunu gözlemledik. Standartlarla kıyasladığımız zaman ısırgan otunun anti-mikrobiyal özelliğinin gayet iyi olduğunu gözlemledik” diye konuştu.

-”ISIRGAN OTUNUN AĞRI KESİCİ ÖZELLİĞİ FAZLA BİLİNMİYOR”

Yaptığı çalışmada, ısırgan otunun ağrı kesici özelliğini ortaya koyan Gülçin, ”Çalışmamızda, ısırgan otunun ağrı kesici özelliği olduğunu kanıtladık. Deney hayvanları üzerinde yapılan diğer bir çalışmada kuvvetli bir ağrı kesici olarak ağrıyı yüzde 62 oranında engellediği belirlendik. Isırgan otunun ağrı kesici özelliği halk arasında fazla bilinmemekte” şeklinde konuştu.

Isırgan otu deyince halkın aklına ısırma özelliğinin geldiğini dile getiren Gülçin, ”Isırgan otunun ısırma özelliğinin karınca asidinden kaynaklandığı söyleniyordu. Halk arasında da ve bilimsel alanda da yanlış biliniyordu. Ancak yapılan bilimsel çalışmalarda, ısırgan otunun yapraklarında bulunan histamin molekülünden kaynaklandığı tespit edildi” dedi.

Ülkemizde çok yaygın olan ısırgan otunun Anadolu’da 3 çeşidinin bulunduğunu anlatan Gülçin, özellikle Urtica dioica türünün bahçelerde, duvar kenarlarında bol miktarda bulunduğunu belirterek, bu türün tüketilmesini önerdi.

Isırgan otunun dişi ve erkeğinin de ayrı bitkiler olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gülçin, şöyle konuştu:

”Özellikle bahar aylarında çıkan ısırgan otunun çok daha şifalı olduğunu söyleyebiliriz. Sonradan çıkan sürgülerde bazı bileşiklerin ve özelliklerinin olmadığını gözlemledik. Bu özellikler daha çok baharın çıkan ısırgan otunda bulunur. Bahar aylarında çıkan ısırgan otu toplanarak, gölgede kurutulup, çay, salata ve yemeklerde kullanılabilir. Taze olarak da tüketilebilir. Günde çok tüketmek yerine, her gün azar azar tüketilmesi daha faydalıdır.”

-”YARALARI İYİLEŞTİRMEK İÇİN…”-

”Kullanmamız gereken ısırgan otunu diğerlerinden ayırt etmek için elimizi vurduğumuzda acı hissettiğimiz ısırgan otu, bizim aradığımız ısırgan otudur” diyen Gülçin, ısırgan otunun çok sayıda hastalığa iyi geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

”Yaptığımız çalışmada, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, çok dirençli mikroorganizmaları bile yayılmasını önlediğini ve ağrı kesici özelliği olduğunu bilimsel olarak kanıtladık. Ülser ve harici yaralarda kullanılabilir. Hiçbir yan etkisi yoktur. Yaraları iyileştirmek için kullanılacaksa, havanda biraz dövüp, sıvılaşır bir hale geldiğinde yaranın üzerine sürmeliyiz. Çünkü ısırgan otunun çok iyi anti-mikrobiyal bir özelliği var, bu özelliği sayesinde yaraları iyileştiriyor.”

Bir araştırmacı olarak, ısırgan otunun faydalarını bilimsel olarak ispatlayabilmek için çalışmasını 5 yıl boyunca sürdürdüğünü anlatan Gülçin, Anadolu’da bol miktarda bulunan ısırgan otunun, hazır çaylar yerine, taze olarak toplandıktan sonra gölgede kurutularak ya da taze olarak kullanılmasının daha sağlıklı olduğunu vurguladı.

Isırgan otunun ülkemizde bol miktarda bulunduğunu, aktarlarda da çok ucuza satıldığını anlatan Gülçin, yıl boyunca günlük azar azar tüketilmesini önerdi.

Isırganın ilaç sektöründe yaygın olarak kullanıldığını ifade eden Gülçin, ”Tıpta haplaştırılmış bileşenlerin kullanılması yaygındır. Almanya ve Hollanda’da ısırgan otundan elde edilen lifler, tekstil ürünleri olarak kullanılıyor. Yüzde 100’e yakın hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır ve rahat bir şekilde giyilmektedir” diye konuştu.

Doç. Dr. Gülçin, ısırgan otunun uygun kullanıldığı zaman hiçbir yan etkisinin bulunmadığını ifade ederek, günlük çok fazla kullanıldığı zaman bağırsak temizleyici özelliğinden dolayı müshil etkisinin olabileceğini dile getirdi.

Zaman Online

MÜZİKLE TEDAVİ

Yorum bırakın

MÜZİKLE TEDAVİ – BEYİN HASARLARI İÇİN BÜZÜRK MAKAMI

Müzik konusunda araştırma yapan uzmanların görüşüne göre müzik, konuşmadan önce de var idi. Konuşma için gerekli olan soyut kavramlar, hafıza, semboller, çağrışımlar, analojik bağlantılar insanla beraber gelişmiş ve olgunlaşmıştır. Tabiatın her zerresinde ise büyük bir nizam ve ahenk içinde devam eden ritim ve melodi beraberliği bulunmaktadır. Kuş seslerindeki ahenk ve ritim mükemmelliğinde; elektronların, atomların, galaksilerin hareketleri ile vücudumuzdaki sıvıların dolaşımlarının büyütülen seslerinde müziğin varlık alemiyle ilgi ve ilişkisini gözlemleyebilmekteyiz.

Beyin hasarlarını iyileştirmek için BÜZÜRK MAKAMI

BÜZÜRK MAKAMI:

Aslan Burcu. Ateş, Güneş. Soğuk ve sıcak-kuru tabiatlıdır.
Fecirden kuşluk vaktine kadar etkili olmaktadır.
Kara safra, dişi ve gece bağlantılı olup, Merkür gezegeni ve Çarşamba günü ile ilgilidir.
Zihni temizler, vesvese ve korkuyu def eder. Fikre yön verir.

Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan şiddetli hastalıklara yararlıdır.

Güç kazandırır. Boyun, boğaz, göğüs, ciğer ve kalp ve yan böğür (basen) için etkilidir. Farsça “büyük” demektir. Yedi-sekiz asırlık bir makamdır
Makalenin en alt kısmında Büzürk Makamına ait 1 dakikalık örnek mp3 dosyasına ait linki tıklayarak indirebilirsiniz.

İndirdiğiniz dosyayı MP3 playerınıza yükledikten sonra gece yatarken kulaklığınızı takıp, tekrara alarak uykuya dalabilirsiniz, kısık bir sesle sabaha kadar terapi uygulayabilirsiniz.

MÜZİK TERAPİSİ – MÜZİKLE TEDAVİ VE TARİHÇESİ

Dünyada müzik ve müzikterapi tarihi anlayışı bizi antropoloji, tarih, ethnoterapi, ethnomedicin, psikoloji, pedagoji, sosyoloji, spiritüalite, parapisikoloji gibi bilimlerle işbirliğine götürmektedir.

Günümüzden 900 sene önce Selçuklu Sultanı Nureddin Zengi tarafından Şam’da yaptırılan Nureddin Hastanesi’nde musiki makamları tedavi amacıyla kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde 700 senedenberi Amasya, Sivas, Kayseri, Manisa, Bursa, İstanbul (Fatih Külliyesi) ve Edirne şifahanelerinde 100 sene önceye kadar musiki ile tedavi uygulanmıştır. Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle yazılıdır: “””Merhum ve mağfur Bayezid Veli … Vakıfnamesinde hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def’i sevda olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam tahsis etmiştir ki, üçü hanende biri neyzen, biri kemani, biri musikari, biri santuri, biri udi olup, haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı verirler…”

Anlaşıldığına göre, Horasan kaynaklı Türk Sanat musikisi ve Horasan-Anadolu musiki makamlarımızın olgunluğu ile gelişen pasif-receptiv müzik terapi geleneği icrası sırasında hastalar rahat bir şekilde oturarak veya uzanarak dinlenme halinde idiler. Bu tedavi şeklinde amaç, hastaların emosyonel (duygu) durumlarını değiştirerek onları rahatlatmak ve kendine güvenlerini kazanmalarına yardımcı olmak idi.

Günümüzde Neva Gelişim tarafından uygulanan teknikte bu esaslara sadık kalınmıştır. Hasta istirahat pozisyonunu alır, bir seans süresince geniş ve rahatlatıcı bir ritim ve su sesi eşliğinde, Ney, Rebab, Çeng, Ud, Dombra ve Rübab ile emprovize (ritimli taksim) yapılır ve uygun makamlar üzerinde çalışılır. Bu şekilde bir icra sırasında, otizm’den ve psikolojik çocuk hastalıklarından Geriatri’ye kadar çeşitli psikolojik ve fizik hastalıklarda olumlu değişmeler ve iyileşmeler gözlenmektedir. Bu konuda Dr. L. Gutjahr ve Prof. V. Mechleid tarafından EEG ölçümleri yapılmış ve en az 1000 yıllık bu gelenek bugünün labarotuvarında doğrulanmıştır. 400’den fazla olduğu bilinen bu makamlardan önemli olan 15 tanesi üzerinde uygulamalardan sonra tedavide kullanılacak kaset ve CD’ler Neva Gelişim  tarafından hazırlanmıştır.

Viyana’da Meidling Rehabilitasyon Merkezi’nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletilerek terapi uygulamaları yapılmakta olup, beyinde alfa ve teta dalgalarının değiştiği tespit edilmiştir ve bir çok hastanın müzik terapi seansları ile komadan çıktıkları gözlenmiştir.

BÜZÜRK MAKAMI MP3 DOSYASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Older Entries