SOFRA DUALARI – ( Türkçe- Arapça)

Yorum bırakın

SOFRA DUALARI –  ( Türkçe- Arapça)

Kısa öz ve güzeL bir sofra duası…
EzberLeyeLim, okuyaLım.. inşaallah

Sofra (Yemek) Duasi_Arapça

OKUNUŞU:

-Eûzübillehimineşşeytânirracîm. BismillâhirRahmânirRahîm.

“Külû veşrabû ve lâ tüsrifû İnnehû lâ yühibbül müsrifin.”
Sadekallâhül azîm.

Elhamdü lillâh. Elhamdü lillâh.
Elhamdü lillâhil lezî Et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn.
Ve Rahmetullâhi ve Berakâtühû ale sâhibit ta’âmi vel âkilîn.
Ni’meti Celîlullâh. Beraketi Halilullâh. Şefâ’at Yâ Rasûlallâh.
Allâhümme zid velâ tenkus bi hürmetil Fâtihah.

MEALİ:

-Kovulmuş olan şeytanın şeninden Allah’a sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

“Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
Azim olan Allah doğru söyledi.

Allah’a hamdolsun. Allah’a hamdolsun.
Allah’a Hamdolsun ki: Bizi yedirdi, içirdi ve müslüman kıldı.
Allah’ın Rahmeti ve Bereketi bu sofraların sahibine ve sofradan yiyenlere olsun.
Yüce Allah’ın Nimeti, Halilullah bereketi kıl. Ya Rasulullah bize şefaat eyle.
Allah’ım Fatiha hürmetine nimetlerini arttır, eksiltme.

0225znvnrb3

“Evde bereket ve Huzur için ezberLeyip okuyabiLeceğiniz güzeL bir dua “

Taam Duası_arapça

OKUNUŞU :

Elhamdü lillah  Elhamdü lillah

Elhamdü lillahillezii et`amenee vesegaanee vecealenee minel müslimiyn.

Elhamdü lillehi rabbil alemiyn vessaleeti vesseleemü alââ seyyidinaa Muhammedin ve alââ eelihii ve sahbihii ecmaıyn.

Vagfu anne vagfirlenââ verhamnââ ente mevlanââ fensurnââ alel gavmil kefiriyn. ( 3 Kere)

Allahümme salli alââ seyyidinââ Muhammedin biadedi envaaırrızgı velfütüühaat yaa baasıtullezii yebsüturrizga limen yesaau bi gayri hisaab. Übsut aleynaa rizgan veesian min külli cihetin min hazeeini gaybike bigayri minneti mahluug bi mahzi fazlı keramike bigayri hisaab.

Yaa ekramel ekramiyn veya erhamerrahimiyn,

iftahilbâbe yaa Allah ( 3 Kere )
Yaa Allahu yaa kafii yaa fettaah yaa müfettih fettih bil hayr.

Allahümmegfir sahibe hezettaami vel eekiliyn.

Allahümmec al devletenaa daaimen evleedenaa aalimen saaliha velaa tüsallit aleynaa zalimen.

Allahümme zid velaatengus nıgmeten kesiyraten bihurmetil FATIHA…


NOT :Duadaki bazi harfler ikiser yazilmistir, bu o harfleri biraz uzatarak okumak anlamina gelir.


MANASI :

Hamd Allaha mahsustur. ( 3 kere )

Hamd bizi doyuran, sulayan, ve bizi müslümanlardan eyleyen Allaha mahsustur.

Hamd alemlerin rabbi olan Allaha mahsustur. Salatu selam efendimiz Muhammed s.a.v. ile O´nun al ve ashabinin tamami üzerine olsun.

Bizi afv eyle , bizi magfiret eyle , bize rahmet eyle ( Allahim ). sen bizim mevlamizsin; kafir kavimler üzerine- galib gelmemiz icin – bize yardim eyle.( 3 kere )

Allahim rizkin ve fetihlerin her cesidinin adedi kadar, Efendimiz Muhammed Mustafa´ya s.a.v. rahmet eyle.

Ey istedigine rizki hesabsiz olarak yayan Rabbim! Mahlukata minnet ettirmeden, sadece kereminin fazliyla, kendi gayb hazinelerinden, her cihetten bizim üzerimize hesabsiz olarak rizk sac , ey ikram edicilerin en cömerdi ve ey merhamet edicilerin en merhametlisi.

Ya Allah ( hayra ait ) her kapiyi ac,  ( 3 kere )

Ya Allah ya Kafi , ya Fettah , ya Müfettih ! Hayirli olarak ac ( hayirli fetihler nasib eyle )

Allahim bu yemegin sahibi ve yiyenleri magfiret buyur. Allahim onlarin devletlerini daim, evladlarini alim, salih eyle.
Onlar üzerine zalimleri musallat etme !

Allahim Fatiha suresinin sirri hürmetine, -bize- bir cok nimetler fazlalastir, noksanlastirma !

***

 

NOT: Üstteki arabca taam duasinda cok büyük kerametler vardir. Yemeklerden sonra bu duá´ya devam edilen evde bereket kesilmez. Ve O ailenin cocuklari anne ve babasina asi olmazlar.

ÇOK ÖNEMLİ: DuaLarı arabçasından ezberLeyiniz.. Türkçesinden ezberLeyenLer Arabça biLen birisine dinLeterek yanLışLarını düzeLtsinLer.

Kaynak : Dua kitabi

BİR BAŞKA YEMEK DUASI DAHA…

yemek duasi_12

Yukarıdaki Duanın Türkçe Okunuşu:

yemek duasi_14

Reklamlar

Bediüzzaman’a göre ‘Levlâke levlâk’ hadisi

Yorum bırakın

(Kafanızdaki şüpheLeri yok etmek için MUTLAKA okuyunuz..!)

güll

Zeynep Hanım:
“Risâle-i Nûr’a göre, ‘Sen olmasaydın Ben âlemleri yaratmazdım’ hadis-i kudsîsinin yorumu nasıldır?”

Daha fazla

DÜNYADAKİ CENNET BAHÇELERİ

Yorum bırakın

DÜNYADAKİ CENNET BAHÇELERİ

hüzün

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:

“Evim ile minberimin arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhârî, Fadlu’s-Salat 5, Fedailu’l-Medine 11; Müslim, Hacc 502)

Umreye gidenler dikkat etmişlerse görmüşlerdir. Ravza-yı Mutahhara’ya vardığımızda tam çıkışta, yukarıda levhada bu hadîs-i şerif yazılıdır.

Hadîs-i şerifte belirtilen bu şerefli ve mükerrem mekân ne zaman gitseniz, iğne atsanız yere düşmeyecek derecede doludur. Herkes;

“Burası cennet bahçesi, iki rekât namaz kılacağım.” diye birbirini çiğnemektedir.
Kâbe’de, cennetten düştüğü rivâyet olunan Hacerü’l-esved’in önü nasılsa, Medîne-i Münevvere’de Ravza bahçesi de öyle…

Zâhiren baktığınızda orası da Mescid’in geri kalanından pek farklı değil. Direkler var, halı serili. Tavanı aynı… Fakat mânevî olarak Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- oranın cennet olduğunu söyledi. O söylediyse el-hak doğrudur. Şüphemiz yok, elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.

Orası için Allah Rasûlü; «cennet bahçesi» dedi. Biz de cennet bahçesi kabul ettik. Oraya rağbet edilmesi de çok doğru.

Buradan hareketle düşünelim:

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bahsettiği başka cennet bahçeleri de var. Onlara da aynı şekilde rağbet hâlinde miyiz?

Nedir o cennet bahçeleri?

Efendimiz buyurdu:

“–Ey ashâbım! Siz, cennet bahçelerine uğradığınız zaman, o bahçelerden çok istifade edin.”

Yani fırsatı kaçırmayın, o bahçelerin içinde bulunmaya çalışın. Mânevî meyvelerinden, ikramlarından ruhlarınızı, gönüllerinizi doyurun…

Sordular:

“–Yâ Rasûlâllah! Cennet bahçeleri ile neyi kastediyorsunuz?”

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Zikir meclislerini.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)

Zikir, çok geniş bir ifadedir. Sohbet, bir nevi zikirdir. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:

وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنٖ۪ينَ

“Sen öğüt ver. (vaaz u nasihatte, sohbette bulun.) Çünkü öğüt (zikir) mü’minlere fayda verir.” (ez-Zâriyât, 55)

Kur’ân da bir zikirdir. Namaz da bir zikirdir. Âyet-i kerîmede;

“…Ben’i zikretmek için namaz kıl.” (Tâhâ, 14) buyuruluyor.

Dolayısıyla, zikir meclisleri Allah için yapılan bütün hayırlı, sâlih ameller için bir araya gelişleri içine alır.

Allâh’ı zikretmek için, Allâh’ın dînini öğrenmek için, Allâh’ın Kur’ân’ını tilâvet etmek için bir cemaat toplanmışsa; o cemaatin bulunduğu yer, cennet bahçesidir.

Mescid-i Nebevî’deki cennet bahçesinin, cennet bahçesi olduğuna Allah Rasûlü, böyle söylediği için itibar ediyoruz, orada bulunmaya can atıyoruz. Zikir meclislerine, Kur’ân ziyafetlerine ve sohbetlere de aynı sebep ile can atmalıyız.

Medine’deki cennet bahçesine ulaşabilmek zor. Her zaman umrede değiliz. Orada olduğumuzda da kalabalıktan kolay kolay bize sıra gelmiyor.

Fakat işte bu cennet bahçelerini oluşturmak bizim elimizde… Yüzlerce cennet bahçesi yapabiliriz.

“Hatun gel, kızım gel, oğlum gel; şurada bir Kur’ân okuyalım. Şurada bir sohbet yapalım, dinleyelim.” dediğimizde evlerimizi inşâallah cennet bahçesi yapıyoruz demektir.

Seherde kalkıp teheccüd kılıp Rabbimiz’i zikretmeye başladık. Evimiz, cennet bahçesi oluyor. Allah Teâlâ, bu bahçeleri çoğaltmayı nasip etsin.

Bir düşünelim:

Bir yer ki cennettir, cennet bahçesidir. O cennet bahçesinde oturanlar kimdir? Cennet ehlidir. İşte meclislerimize ne kadar Kur’ân, zikir, sohbet getirebilirsek, o derecede cennetteyiz, o derecede cennet ehliyiz demektir. Rabbimiz, dünyada cennette olmayı ve bu hâli âhirete taşıyabilmeyi nasip etsin.

Hadîs-i şerifte buyurulur:

“Bir topluluk Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allâh’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allah Tealâ; onları yanında bulunanlar arasında zikreder.” (Müslim, Zikir, 39)

İşte dünyada meleklerle hem-meclis olarak; bu cennet bahçelerinde ömür geçirerek hayatımızı bu şekilde noktalarsak, bir kapı açılacak. Cennetten cennete geçeceğiz. İnşâallah Rabbim mahrum etmesin.

Peygamber Efendimiz, ashâbından bir zikir meclisine rastlamıştı.

«– Burada niçin oturuyorsunuz?» diye sordu.

«–Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulunması sebebiyle Allâh’ı zikretmek ve O’na hamdetmek için oturuyoruz.» diye cevap verdiler. Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Allah adına doğru söyleyin. Gerçekten siz burada sadece Allâh’ı zikretmek için mi oturdunuz?» diye sorusunu tekrarladı.

«–Evet, vallâhi sadece bu maksatla oturduk.» dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil gelerek Allah Teâlâ’nın meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» buyurdu.” (Müslim, Zikir, 40)

Ne büyük bir ihsân-ı ilâhî değil mi? Bu fırsat kaçırılır mı?

Kardeşler, işte sohbete bir defa gelmediğiniz zaman böyle büyük bir imkânı kaçırıyorsunuz. Tabiri câizse cennetten uzak kalmış, cennete çağrılmış da gitmemiş gibi oluyorsunuz. Bu sebeple sohbetlere rağbet edelim.

Eğer aklımızı çalıştırırsak, rağbet etmemiz gerekir. Kafamızı çalıştırmaz da, nefsin keyfi peşinde koşarsak mahrum kalırız.

Cenâb-ı Hak aklımızı vardırsın.

Cenâb-ı Hak, Âdem -aleyhisselâm-’ı yarattığı zaman, nakledilen bir rivâyete göre ona üç hediye takdim etmiş. Cenâb-ı Hak, Cebrâil -aleyhisselâm-’ı göndererek;

“Şu üç hediyeyi götürün, Âdem istediği bir tanesini alsın.” buyurmuş.

Nedir onlar:

1. Îman,
2. Akıl,
3. Hayâ.

Hazret-i Cibril getirmiş. İyi anlamamız için bir tepsiye benzetelim. Bu üçünü âdeta bir tepsiye koymuş ve Âdem -aleyhisselâm-’a sunmuş:

“–Yâ Âdem! Bu Allâh’ın hediyesi, ancak bu üç hediyeden sadece bir tanesini alacaksın. Hangisini alacaksan seç?”

Âdem -aleyhisselâm- yaklaşmış ve tepsiden aklı almış.

Bunun üzerine Cebrâil -aleyhisselâm- sormuş:

“–Yâ Âdem! Burada îman var, hayâ var. Niye bunları almadın da aklı aldın?”

Hazret-i Âdem babamız şu cevabı vermiş:

“–Çünkü aklın olduğu yerde, o ikisi de olur.”

Çünkü aklı olmayanın dîni yoktur. Yani akıllı insan, îmansız olmaz. Akıllı insan, hayâsız olmaz. Aklın gereği bu.

Dolayısıyla Cenâb-ı Hak, hepimize akıl, îman ve hayâ duygularını nasip eylesin inşâallah.

Akıl lâzım. Nasıl bir akıl, Kur’ân’a kurban olan bir akıl… Kur’ân’ı bizlere tebliğ eden Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e teslim olan bir akıl…

Hazret-i Mevlânâ diyor ya:

“Aklı, Hazret-i Mustafâ huzûrunda kurban et ve «Allâh’ım bana yeter!» de!”

İşte o zaman akıl, bütün fazîletleri ister, bütün rezaletlerden uzak durur. Îmânın ve hayânın kendisi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlar. Bunların ne büyük birer cevher olduğunu idrâk eder.

O îman ki, Rabbimiz’in kapısında tek geçer akçe…

Mehmed Âkif diyor ki:

Îmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür.
Îmansız olan paslı yürek, sînede yüktür.

Kalp nasıl vücutta hayat kaynağı ise, îman da mânevî varlığımızın kalbi, olmazsa olmazı…

Allah, kâmil bir îmânı hepimize nasip eylesin inşâallah.

Teessüfle ifade edelim ki;

Bilhassa gençlerimiz, bu duygulardan, hakikî akıl nimetinden, kuvvetli bir îmandan ve kötülükten alıkoyan ve hayra sevk eden zedelenmemiş bir hayâ hissinden mahrum durumda.

Gençliğini kurtaramayan, iflâs etmiş tüccara benzer. Onun için nasıl ki, bir tüccar;

«Aman zarar etmeyeyim, kâr edeyim, iflâs etmeyeyim.» diye âzamî gayret gösterirse, bizim de en büyük sermayemiz olan yavrularımızı kaybetmemek hususunda böyle titizlenmemiz elzem.

Çünkü onları kaybedersek, her şeyimizi kaybetmiş sayılırız.

Avrupa’da maalesef böyle iflâs etmiş kardeşlerimize çok tesadüf ettim. Yapacağı hiçbir şey kalmamış. Sadece ağlıyor, ağlıyor.

Niye?
yol1
Çünkü zamanında treni kaçırmış. Vakti, saatinde yapması gereken işler varken yapmamış.

Tren, zamanında kalkar değil mi? Zamanında yetişirsen, trene binersin, yetişemezsen tren gider. Senin için beklemez. Her şey için takdir edilmiş, lutfedilmiş zamanlar da böyle… Ayağına kadar gelir, sen değerlendirmezsen çeker gider. Sana da ancak ağlamak, nedâmet duymak kalır.

Hizmet için hocalar, müesseseler çırpınıyor. Mü’minlerin ayağına kadar gidiyor.

Ne yapacağız?

Yardımcı olacağız. Okutacak çocuk vereceğiz.

Bir ustanın malzemesi olmazsa, malzemesiz inşaat olmaz. Vereceğimiz yavrular, hocanın malzemesi olacak. Onlarla İslâm binasını inşa edecek. Yavrularınızın gönlünde İslâm’ın binasını inşa edecek.

Gönülde de bir mimarî lâzım.

Cami inşa etmek güzel… Fakat cami inşa ederken; insanının gönlünde, evlâtların, nesillerin kalplerinde de secdeyi îmâr edeceksin.

Mescid ne demek? Allâh’a secde edilen yer demek, secde mekânı demek.

İnsanın ilk mescidi, gönlüdür. Önce gönlümüze secde ettirmemiz lâzım. Bir insan, gönlüne secde ettiremediyse, alnını secdeye koyamaz.

Gönüldeki inşa ve îmar tamamlanmadıysa, alnı secde ettirmek için boş yere uğraşırsın. Yaptığın cami, serdiğin seccade boşa gider.

İnsanın karnını doyurmak istiyorsun. Sofraya davet ediyorsun. Fakat kişide iştah yoksa, gelmez, yemez. Önce o iştahı, o sevgiyi meydana getirmek gerek.

İbâdet arzusu gerçekleşince her şey kolaylaşır.

İmkânsız görünen şeyler bile…

Bakın Veysel Karânî Hazretleri;

“–Allâhü Ekber!” diyerek secdeye kapanıyor. Bir gece sabaha kadar secdede kalıyor. Gönüldeki secdenin lezzetini tatmış çünkü. Soruyorlar;

“–Hazret, nasıl dayanıyorsun, böyle bir geceyi secdede geçirmeye?” Bir ah çekiyor diyor ki:

“–Hilkat-i âlemden sabâh-ı haşre kadar hepsi bir gece olsaydı da ben o geceyi secdede geçirseydim ne vardı? Bana geceler kısa geliyor.” buyuruyor.

Allah Teâlâ, sohbetlerin kıymetini bilen, hakikî mânâda akıllı, mü’min ve hayâlı kullar olmayı, cümlemize nasip eylesin inşâallah.

Not: Bu makalemizi, kardeşlerimizin arzusu üzerine, 2 Ocak 2010 tarihinde Witten’de gerçekleştirdiğimiz hasbihâlden hazırladık.

Cemâli görmek için,
Kemâle ermek gerek.
Kemâle ermek için,
Nefsi hor görmek gerek. (Gülzâr-ı İrfan)

Yazar İrfan ÖZTÜRK
(Yüzakı AyLık Edebiyat Şiir Dergisi)

ALintidir…

Hatim Duası..

Yorum bırakın

Kurani Kerim

Hatim Duasına Başlamadan Önce..

Hatim duası öncesi sırayla okunan sureler nelerdir  ve nasıl yapılır?

Hatimden önce üç İhlas suresi okunur ve arkasından tekbir getirilir.

“Allahu ekber Allahu ekber, lâ ilâhe illallahu vallahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd” denir.

Daha sonra Felak suresi okunup aynı tekbir getirilir.

Sonra Nas suresi okunarak tekbir getirilir.

En son Fatiha suresi ve Elif lam mim (Bakara’nın ilk sayfası) okunur ve arkasından hatim duası okunarak en sonunda yine Fatiha okunarak bitirilir.

GÜZEL BİR HATiM DUASI..

Elhamdulillahi Rabbil Alemîn..

Vesselâtu vesselamu alâ Resûlina Muhammediv ve alâ âlîhî ve sahbihî ecmaîn!

Allâhumme Rabbenâ Ya Rabbenâ! Tekabbel minnâ!Inneke EnteS Semîul Alîm!

Ya ilâhel Âlemîn! Ya Erhamerrâhimin!

Ya Rabbelalemin!

Şu anda kapına geldik.

Yüce divanına durduk,ellerimizi açtık boynumuzu büktük, bizleri yüce huzurundan boş geri çevirme Ya Rabbi !

Senin affina merhametine ve lutfuna daha cok ihtiyac duydugumuz su zamanda bizleri sensiz birakma ya Rabbi! Dua dua sana yalvariyoruz, kapina geldik bizleri bos cevirme Ya Rabbi!

Okumuş olduğumuz hatm-i şerifi; aşr-ı şerifleri,zikirleri tesbihatları ahsen surette kabul eyle.

Ya Rabbi !

Cemi hata ve kusurlardan salim eyle.

Yâ Rab! Şu anda senin medh ü senân için kalem tutan eller, Seni tesbih için ikrâra gelen diller hürmetine, Felekleri nûra, melekleri sürûra, âlemleri huzura kavuşturan o mübarek velâdeti Muhammedî hürmetine,

Dergâh-ı izzetine uzanan, barigâh-ı mecd-i azâmetine açılan mü’min eller hürmetine, aşkınla tutuşup yanan hâlis gönüller hürmetine, ALLAH (c.c.) ALLAH (c.c.) diyerek mübarek ismini anan sâfî diller hürmetine…Gönlümüzü aydınlatacak feyzine, yüzümüzü güldürecek nûruna, ruhumuzu coşturacak aşkına muhtacız.

Bütün ümmet-i Muhammed’e lutfeyle yâ Rabbî!

Ruhumuzun cilası, hayatımızın ziyası, kurtarıcı kelâmın Kur’an-ı Kerîm’ini okuduk.

Başlarımızın tacı, dertlerimzin ilâcı,Habibin Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) salat ü selam yolladık;

Dergâh-ı izzetinde kabul eyle yâ Rabbî!..

Okunan Kur’an-ı Kerî m’i ahsen-i kabul ile kabul eyle yâ Rabbî!..

Hasıl olan sevabı iki cihan serveri, kâinatın efendisi, başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilâcı Habîbin sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’in rûh-u tayyibelerine hediye eyledik haberdâr eyle yâ Rabbî!..

hatim-i şeriften hasıl olan sevabı ilk peygamber Hz. Adem(a.s)’den son Peygamber Hz.Muhammed (s.a.v)’e kadar gelip geçen bütün peygamberlerin aziz ruh-u şeriflerine hediye eyledik hasıl eyle yâ Rabbî!..

Hasseten hasıl olan sevabı, hatim-i şerife katılan kardeşlerimizin ahirete irtihal etmiş bütün yakınlarının ana,baba evladül ayanların, ruhlarına hediye eyledik kabul eyle yâ Rabbî! Kabirlerini Kur’an’ın nûruyla aydınlat, kabirlerini pür-nur, makamlarını cennet eyle yâ Rabbî…

Hasbel beşer içlerinden kabir azabına duçâr olan olanlar var ise, okunan Kur’an-ı Hakîm ve Sevgili Peygamberimiz hürmetine afv-ü ma’firet eyle yâ Rabbî!..

İsimleri unutulmuş, nesilleri kesilmiş, mübarek günlerde ve gecelerde bir Fâtiha okuyacak kimsesi kalmamış olan ehl-i imanın ruhlarına da taltif eyle yâ Rabbî!…

Yâ Erhamerrahimîn!

Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar nasibeyle. Görünür görünmez belalardan, güç yetmez, takat yetişmez akla hayale gelmez musibetlerden cümlemizi lûtfunla esirge ve muhafaza eyle yâ Rabbî!

Ya Rabbi !

Kuı-‘an-ı Kerim’in nurlu yolundan bizleri ayırma ya Rabbi! Onun ahkamını yaşayıp, tatbik edenlerden eyle.

Kuran’ı Kerim’i bizlere lütfun ve kereminle dünyada arkadaş, kabirde yoldaş, kıyamet gününde şefaatçi, sırat üzerinde nur, cennete götüren bir refik, ateşten koruyan bir perde ve bütün iyiliklere ulaştıran bir delil ve imam kıl.

ya Rabbelalemin..

Bizleri Kur’an’ın hidayetiyle hidayet eyle. Bizleri kuranın kerametiyle ateşten koru. Kuranın lütfuyla derecelerimizi yükselt. Ey büyük lütuf ve ihsan sahibi! Kur’an’ın tilavetiyle günahlarımızı affet.okurken yaptığımız hataları bağışla tam ve mükemmel okumuş gibi kabul buyur Ya Rabbi….

Bizi Kur’an’ın ziynetiyle ziynetlendir. Kur’an’ın keremiyle bize ikram et. Kur’an’ın şerefiyle şereflendir. Kur’an’ın şefaatiyle cennete ulaştır. Kur’an’ın hürmetine bizi bütün dünya belalarından ve ahiretin azabından koru. Ey Rahman ve Rahim bütün ümmet-i Muhammed’e merhamet eyle.

Ey duaları kabul eden merhametlilerin en merhametlisi Rabbimiz! Dualarımızı kabul eyle.

Ya Rabbi !

Kabul olunmayacak dua Ile sana el kaldırmaktan, insanlığa ve Islama faydalı olmayan bilgiden, bir müslümana yakışmayan acizlikten, tembellikten, cimrilikten sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle.

Dualarımızın kabulü ve son nefesimizde, nasip olması için buyurun bir kelime-i şehadet :

“Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü”

Ya Rabbi !

Bu kelime-i mübarekeyi söyleyerek ruh teslim etmek cümlemize nasib eyle.

Cümlemize son nefeste iman selameti nasibeyle yâ Rabbî!

Âmin diyen, gönülden bu duaya iştirak eden kardeşlerimizi iki cihanda aziz eyle,dareyn saadeti nasibeyle, razı oldu un kulların arasın ilhak eyle yâ Rabbî!…

Hatime katılan tüm kardeşlerimizin gönüllerindeki muratlarına hayırla birlikte kavuşmalarını iki cihanda senin nurunla pür nur olmalarını nasip eyle Allahım! Varsa butun sikintilarini sen gider ya Rabbi!

Hatim duasina katilan katilmayan herkesin gunahlarini genis magfiretinle affeyle ya rabbi…

Subhane Rabbike Rabbi’l-izzeti amma yesifun ve salamun ale’l-murselin ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-alemin

ESSELATU VESSELAMU ALEYKE YA RESULALLAH!

ESSELATU VESSELAMU ALEYKE YA HABİBALLAH!

ALLAHUMME SALLİ VE SELLİM VE BARİK ALÂ SEYYİDİNA MUHAMMED!

LİLLAHİ TEÂLA EL FATİHA!. .

EK BİLGİ:

Daha fazla

Kim ki Kur’an’ı bilmedi, sanki Dünya`ya gelmedi.(Y.EMRE)

Yorum bırakın

Yunus Emre

kuran oku

Hadis-i Şerifler…

“Kim Kur’an-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lam mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir. Lam bir harftir, mim de bir harftir.” (Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 16)

“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.” (Buharî, Tevhid, 52; Müslim, Müsafirîn, 243).

Kur’an okuyan kimse, bunamaz. [Tirmizi]

Kur’an okunan yere rahmet ve bereket yağar. [Buhari]

Kur’an okunan evin hayrı artar, sakinlerini sıkmaz, melekler toplanır, şeytanlar oradan uzaklaşır. Kur’an okunmayan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz olur. Melekler uzaklaşır, şeytanlar oraya dolar. [Darimi]

Her gece on âyet okuyan, gafillerden sayılmaz. [Hakim]

Kur’an okuyun! Kıyamette size şefaat eder. [Müslim]

Kim bir âyet öğrenirse, kıyamette onun için nur olur. [Darimi]

Bir âyet öğrenmek, yüz rekat [nafile] namaz kılmaktan daha iyidir. [İ. Mace]

Kur’andan bir âyet dinleyen sayısız çok sevaba kavuşur. [İ.Ahmed]

Kur’anı öğrenip gece-gündüz okuyana imrenmek gerekir. [Müslim]

Kur’an okuyanla dinleyen, sevapta ortaktır. [Deylemi]

İnsanların en çok ibadet edeni, en çok Kur’an okuyandır. [Deylemi]

Kur’an-ı kerim okuyup, ezberleyen, helalini helal, haramını haram bilen, Cennete girer. Ayrıca [müslüman] akrabasından, hepsi de Cehennemlik olan on kişiye şefaat edip, onları Cehennemden kurtarır. [Tirmizi]

Kim ki Kur’an’ı bilmedi sanki Dünya`ya gelmedi.Y.EMRE

ŞİFA SALAVATI

Yorum bırakın


Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler,
siz de O’na salat edin ve tam bir teslimiyetle O’na selam verin.
Ahzab Suresi – 56

ŞİFA SALAVATI

Türkçe okunuşu:Allahumme salli alâ seyyidinê Muhammedin / Tıbbil kulûbi ve devâihâ Ve âfiyetil ebdani ve şifâihâ / Ve nuril ebsari ve ziyâihâ Ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim    


Anlamı: Ey ALLAH’ım ! kalblerin doktoru ve devası, vucutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed’e (S.A.V.) aline ve ashabına salatu selam eyle. Amin!


Makbul bir dua olan salavatı şerifeyi, yapacağınız duanın hem başında, hem de sonunda üçer defa söylerseniz, yapacağınız dua inşallah kabul edilir.

Daha fazla

TEHECCÜD NAMAZI

1 Yorum

Kabir Karanlığını Aydınlatan Bir Nur: Teheccüd Namazı

Abdullah bin Ömer (r.a.) gençlik yıllarında geceyi mescitte geçirir ve orada uyurdu. Bir gece rüyasında iki melek onu yakalayarak Cehenneme götürdüler. Cehennem kuyu duvarı gibi taşla örülmüş olarak görünüyordu. İki boynuz gibi iki yanı vardı. Burada kendilerini yakından tanıdığı kimseleri de görmüştü. O anda:

— Cehennemden Allah’a sığınırım, demeye başladı. O sırada yanına başka bir melek gelerek ona:
— Korkma, sen buraya atılmayacaksın. Senin için tasa ve endişe yoktur, dedi.

Abdullah bu rüyasını Resulüllahın (s.a.v.) hanımı olan ablası Hz. Hafsa’ya (r.a.) anlattı. Hafsa Validemiz de Resulüllaha (s.a.v.) aktarınca Efendimiz şöyle buyurdu:

— Abdullah ne iyi adamdır. Keşke gecenin bir kısmında kalkıp da ibadet etmeyi âdet edinseydi.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) burada kast ettiği ibadet teheccüd namazıydı. Abdullah b. Ömer bunu öğrenince gecenin pek azında uyuyup kalan zamanını ibadetle geçirmeye başlamıştı.

Ömrünün büyük bir kısmı mescitte, namazda ve secdede geçen İki Cihan Serveri (s.a.v.), geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Zaten ümmetine sünnet olan teheccüd namazı, Rabbimiz tarafından ona özel bir farz olarak emredilmişti:
“Gecenin bir kısmında sana mahsus bir nafile olan teheccüd namazı kılmak üzere uyan, böylece Rabbin seni övülmüş bir makam olan en büyük şefaat makamına ulaştırır.” (İsra Suresi: 79)

Peygamberimiz (s.a.v.) bu emri öylesine bir aşk ve şevkle yerine getiriyordu ki, onun namaza olan sevgisi, değerli hanımı Hz. Aişe Validemizi bile hayrete düşürüyordu. Onun anlattığına göre, Efendimiz (s.a.v.) bir gece namazında ayakta ve rükûda sakalı ıslanıncaya kadar ağlamıştı. Secdede de ağlamayı sürdürmüş, gözyaşıyla yer ıslanmıştı. Bu hâli gören Aişe Validemiz:

— Ya Resulallah, Allah sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı bağışladığı halde niçin ibadet konusunda kendini bu kadar zorluyorsun, diye sorunca şu cevabı almıştı:
— Ben Allah’ın bu mağfiretine karşı şükreden bir kul olmayayım mı?

Teheccüd nimetlere karşı büyük bir şükür, kabir ve Cehennem azabına karşı bir zırhtır. Gece namazı, Allah’ın sevgisini kazandırır, insanı faziletli kılar, manevî zevklerin kaynağıdır, acı ve felâketlerden korur, bedenin şifasıdır, ruhî ve kalbî terakkiye vesiledir. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, “kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık”tır.

Daha fazla

Older Entries