SOFRA DUALARI – ( Türkçe- Arapça)

Yorum bırakın

SOFRA DUALARI –  ( Türkçe- Arapça)

Kısa öz ve güzeL bir sofra duası…
EzberLeyeLim, okuyaLım.. inşaallah

Sofra (Yemek) Duasi_Arapça

OKUNUŞU:

-Eûzübillehimineşşeytânirracîm. BismillâhirRahmânirRahîm.

“Külû veşrabû ve lâ tüsrifû İnnehû lâ yühibbül müsrifin.”
Sadekallâhül azîm.

Elhamdü lillâh. Elhamdü lillâh.
Elhamdü lillâhil lezî Et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn.
Ve Rahmetullâhi ve Berakâtühû ale sâhibit ta’âmi vel âkilîn.
Ni’meti Celîlullâh. Beraketi Halilullâh. Şefâ’at Yâ Rasûlallâh.
Allâhümme zid velâ tenkus bi hürmetil Fâtihah.

MEALİ:

-Kovulmuş olan şeytanın şeninden Allah’a sığınırım.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

“Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”
Azim olan Allah doğru söyledi.

Allah’a hamdolsun. Allah’a hamdolsun.
Allah’a Hamdolsun ki: Bizi yedirdi, içirdi ve müslüman kıldı.
Allah’ın Rahmeti ve Bereketi bu sofraların sahibine ve sofradan yiyenlere olsun.
Yüce Allah’ın Nimeti, Halilullah bereketi kıl. Ya Rasulullah bize şefaat eyle.
Allah’ım Fatiha hürmetine nimetlerini arttır, eksiltme.

0225znvnrb3

“Evde bereket ve Huzur için ezberLeyip okuyabiLeceğiniz güzeL bir dua “

Taam Duası_arapça

OKUNUŞU :

Elhamdü lillah  Elhamdü lillah

Elhamdü lillahillezii et`amenee vesegaanee vecealenee minel müslimiyn.

Elhamdü lillehi rabbil alemiyn vessaleeti vesseleemü alââ seyyidinaa Muhammedin ve alââ eelihii ve sahbihii ecmaıyn.

Vagfu anne vagfirlenââ verhamnââ ente mevlanââ fensurnââ alel gavmil kefiriyn. ( 3 Kere)

Allahümme salli alââ seyyidinââ Muhammedin biadedi envaaırrızgı velfütüühaat yaa baasıtullezii yebsüturrizga limen yesaau bi gayri hisaab. Übsut aleynaa rizgan veesian min külli cihetin min hazeeini gaybike bigayri minneti mahluug bi mahzi fazlı keramike bigayri hisaab.

Yaa ekramel ekramiyn veya erhamerrahimiyn,

iftahilbâbe yaa Allah ( 3 Kere )
Yaa Allahu yaa kafii yaa fettaah yaa müfettih fettih bil hayr.

Allahümmegfir sahibe hezettaami vel eekiliyn.

Allahümmec al devletenaa daaimen evleedenaa aalimen saaliha velaa tüsallit aleynaa zalimen.

Allahümme zid velaatengus nıgmeten kesiyraten bihurmetil FATIHA…


NOT :Duadaki bazi harfler ikiser yazilmistir, bu o harfleri biraz uzatarak okumak anlamina gelir.


MANASI :

Hamd Allaha mahsustur. ( 3 kere )

Hamd bizi doyuran, sulayan, ve bizi müslümanlardan eyleyen Allaha mahsustur.

Hamd alemlerin rabbi olan Allaha mahsustur. Salatu selam efendimiz Muhammed s.a.v. ile O´nun al ve ashabinin tamami üzerine olsun.

Bizi afv eyle , bizi magfiret eyle , bize rahmet eyle ( Allahim ). sen bizim mevlamizsin; kafir kavimler üzerine- galib gelmemiz icin – bize yardim eyle.( 3 kere )

Allahim rizkin ve fetihlerin her cesidinin adedi kadar, Efendimiz Muhammed Mustafa´ya s.a.v. rahmet eyle.

Ey istedigine rizki hesabsiz olarak yayan Rabbim! Mahlukata minnet ettirmeden, sadece kereminin fazliyla, kendi gayb hazinelerinden, her cihetten bizim üzerimize hesabsiz olarak rizk sac , ey ikram edicilerin en cömerdi ve ey merhamet edicilerin en merhametlisi.

Ya Allah ( hayra ait ) her kapiyi ac,  ( 3 kere )

Ya Allah ya Kafi , ya Fettah , ya Müfettih ! Hayirli olarak ac ( hayirli fetihler nasib eyle )

Allahim bu yemegin sahibi ve yiyenleri magfiret buyur. Allahim onlarin devletlerini daim, evladlarini alim, salih eyle.
Onlar üzerine zalimleri musallat etme !

Allahim Fatiha suresinin sirri hürmetine, -bize- bir cok nimetler fazlalastir, noksanlastirma !

***

 

NOT: Üstteki arabca taam duasinda cok büyük kerametler vardir. Yemeklerden sonra bu duá´ya devam edilen evde bereket kesilmez. Ve O ailenin cocuklari anne ve babasina asi olmazlar.

ÇOK ÖNEMLİ: DuaLarı arabçasından ezberLeyiniz.. Türkçesinden ezberLeyenLer Arabça biLen birisine dinLeterek yanLışLarını düzeLtsinLer.

Kaynak : Dua kitabi

BİR BAŞKA YEMEK DUASI DAHA…

yemek duasi_12

Yukarıdaki Duanın Türkçe Okunuşu:

yemek duasi_14

Bediüzzaman’a göre ‘Levlâke levlâk’ hadisi

Yorum bırakın

(Kafanızdaki şüpheLeri yok etmek için MUTLAKA okuyunuz..!)

güll

Zeynep Hanım:
“Risâle-i Nûr’a göre, ‘Sen olmasaydın Ben âlemleri yaratmazdım’ hadis-i kudsîsinin yorumu nasıldır?”

Daha fazla

DÜNYADAKİ CENNET BAHÇELERİ

Yorum bırakın

DÜNYADAKİ CENNET BAHÇELERİ

hüzün

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyor:

“Evim ile minberimin arası, cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhârî, Fadlu’s-Salat 5, Fedailu’l-Medine 11; Müslim, Hacc 502)

Umreye gidenler dikkat etmişlerse görmüşlerdir. Ravza-yı Mutahhara’ya vardığımızda tam çıkışta, yukarıda levhada bu hadîs-i şerif yazılıdır.

Hadîs-i şerifte belirtilen bu şerefli ve mükerrem mekân ne zaman gitseniz, iğne atsanız yere düşmeyecek derecede doludur. Herkes;

“Burası cennet bahçesi, iki rekât namaz kılacağım.” diye birbirini çiğnemektedir.
Kâbe’de, cennetten düştüğü rivâyet olunan Hacerü’l-esved’in önü nasılsa, Medîne-i Münevvere’de Ravza bahçesi de öyle…

Zâhiren baktığınızda orası da Mescid’in geri kalanından pek farklı değil. Direkler var, halı serili. Tavanı aynı… Fakat mânevî olarak Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- oranın cennet olduğunu söyledi. O söylediyse el-hak doğrudur. Şüphemiz yok, elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn.

Orası için Allah Rasûlü; «cennet bahçesi» dedi. Biz de cennet bahçesi kabul ettik. Oraya rağbet edilmesi de çok doğru.

Buradan hareketle düşünelim:

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in bahsettiği başka cennet bahçeleri de var. Onlara da aynı şekilde rağbet hâlinde miyiz?

Nedir o cennet bahçeleri?

Efendimiz buyurdu:

“–Ey ashâbım! Siz, cennet bahçelerine uğradığınız zaman, o bahçelerden çok istifade edin.”

Yani fırsatı kaçırmayın, o bahçelerin içinde bulunmaya çalışın. Mânevî meyvelerinden, ikramlarından ruhlarınızı, gönüllerinizi doyurun…

Sordular:

“–Yâ Rasûlâllah! Cennet bahçeleri ile neyi kastediyorsunuz?”

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

“–Zikir meclislerini.” buyurdu. (Tirmizî, Deavât, 82/3510)

Zikir, çok geniş bir ifadedir. Sohbet, bir nevi zikirdir. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:

وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنٖ۪ينَ

“Sen öğüt ver. (vaaz u nasihatte, sohbette bulun.) Çünkü öğüt (zikir) mü’minlere fayda verir.” (ez-Zâriyât, 55)

Kur’ân da bir zikirdir. Namaz da bir zikirdir. Âyet-i kerîmede;

“…Ben’i zikretmek için namaz kıl.” (Tâhâ, 14) buyuruluyor.

Dolayısıyla, zikir meclisleri Allah için yapılan bütün hayırlı, sâlih ameller için bir araya gelişleri içine alır.

Allâh’ı zikretmek için, Allâh’ın dînini öğrenmek için, Allâh’ın Kur’ân’ını tilâvet etmek için bir cemaat toplanmışsa; o cemaatin bulunduğu yer, cennet bahçesidir.

Mescid-i Nebevî’deki cennet bahçesinin, cennet bahçesi olduğuna Allah Rasûlü, böyle söylediği için itibar ediyoruz, orada bulunmaya can atıyoruz. Zikir meclislerine, Kur’ân ziyafetlerine ve sohbetlere de aynı sebep ile can atmalıyız.

Medine’deki cennet bahçesine ulaşabilmek zor. Her zaman umrede değiliz. Orada olduğumuzda da kalabalıktan kolay kolay bize sıra gelmiyor.

Fakat işte bu cennet bahçelerini oluşturmak bizim elimizde… Yüzlerce cennet bahçesi yapabiliriz.

“Hatun gel, kızım gel, oğlum gel; şurada bir Kur’ân okuyalım. Şurada bir sohbet yapalım, dinleyelim.” dediğimizde evlerimizi inşâallah cennet bahçesi yapıyoruz demektir.

Seherde kalkıp teheccüd kılıp Rabbimiz’i zikretmeye başladık. Evimiz, cennet bahçesi oluyor. Allah Teâlâ, bu bahçeleri çoğaltmayı nasip etsin.

Bir düşünelim:

Bir yer ki cennettir, cennet bahçesidir. O cennet bahçesinde oturanlar kimdir? Cennet ehlidir. İşte meclislerimize ne kadar Kur’ân, zikir, sohbet getirebilirsek, o derecede cennetteyiz, o derecede cennet ehliyiz demektir. Rabbimiz, dünyada cennette olmayı ve bu hâli âhirete taşıyabilmeyi nasip etsin.

Hadîs-i şerifte buyurulur:

“Bir topluluk Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allâh’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allah Tealâ; onları yanında bulunanlar arasında zikreder.” (Müslim, Zikir, 39)

İşte dünyada meleklerle hem-meclis olarak; bu cennet bahçelerinde ömür geçirerek hayatımızı bu şekilde noktalarsak, bir kapı açılacak. Cennetten cennete geçeceğiz. İnşâallah Rabbim mahrum etmesin.

Peygamber Efendimiz, ashâbından bir zikir meclisine rastlamıştı.

«– Burada niçin oturuyorsunuz?» diye sordu.

«–Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lütufta bulunması sebebiyle Allâh’ı zikretmek ve O’na hamdetmek için oturuyoruz.» diye cevap verdiler. Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Allah adına doğru söyleyin. Gerçekten siz burada sadece Allâh’ı zikretmek için mi oturdunuz?» diye sorusunu tekrarladı.

«–Evet, vallâhi sadece bu maksatla oturduk.» dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil gelerek Allah Teâlâ’nın meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim.» buyurdu.” (Müslim, Zikir, 40)

Ne büyük bir ihsân-ı ilâhî değil mi? Bu fırsat kaçırılır mı?

Kardeşler, işte sohbete bir defa gelmediğiniz zaman böyle büyük bir imkânı kaçırıyorsunuz. Tabiri câizse cennetten uzak kalmış, cennete çağrılmış da gitmemiş gibi oluyorsunuz. Bu sebeple sohbetlere rağbet edelim.

Eğer aklımızı çalıştırırsak, rağbet etmemiz gerekir. Kafamızı çalıştırmaz da, nefsin keyfi peşinde koşarsak mahrum kalırız.

Cenâb-ı Hak aklımızı vardırsın.

Cenâb-ı Hak, Âdem -aleyhisselâm-’ı yarattığı zaman, nakledilen bir rivâyete göre ona üç hediye takdim etmiş. Cenâb-ı Hak, Cebrâil -aleyhisselâm-’ı göndererek;

“Şu üç hediyeyi götürün, Âdem istediği bir tanesini alsın.” buyurmuş.

Nedir onlar:

1. Îman,
2. Akıl,
3. Hayâ.

Hazret-i Cibril getirmiş. İyi anlamamız için bir tepsiye benzetelim. Bu üçünü âdeta bir tepsiye koymuş ve Âdem -aleyhisselâm-’a sunmuş:

“–Yâ Âdem! Bu Allâh’ın hediyesi, ancak bu üç hediyeden sadece bir tanesini alacaksın. Hangisini alacaksan seç?”

Âdem -aleyhisselâm- yaklaşmış ve tepsiden aklı almış.

Bunun üzerine Cebrâil -aleyhisselâm- sormuş:

“–Yâ Âdem! Burada îman var, hayâ var. Niye bunları almadın da aklı aldın?”

Hazret-i Âdem babamız şu cevabı vermiş:

“–Çünkü aklın olduğu yerde, o ikisi de olur.”

Çünkü aklı olmayanın dîni yoktur. Yani akıllı insan, îmansız olmaz. Akıllı insan, hayâsız olmaz. Aklın gereği bu.

Dolayısıyla Cenâb-ı Hak, hepimize akıl, îman ve hayâ duygularını nasip eylesin inşâallah.

Akıl lâzım. Nasıl bir akıl, Kur’ân’a kurban olan bir akıl… Kur’ân’ı bizlere tebliğ eden Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e teslim olan bir akıl…

Hazret-i Mevlânâ diyor ya:

“Aklı, Hazret-i Mustafâ huzûrunda kurban et ve «Allâh’ım bana yeter!» de!”

İşte o zaman akıl, bütün fazîletleri ister, bütün rezaletlerden uzak durur. Îmânın ve hayânın kendisi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu anlar. Bunların ne büyük birer cevher olduğunu idrâk eder.

O îman ki, Rabbimiz’in kapısında tek geçer akçe…

Mehmed Âkif diyor ki:

Îmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür.
Îmansız olan paslı yürek, sînede yüktür.

Kalp nasıl vücutta hayat kaynağı ise, îman da mânevî varlığımızın kalbi, olmazsa olmazı…

Allah, kâmil bir îmânı hepimize nasip eylesin inşâallah.

Teessüfle ifade edelim ki;

Bilhassa gençlerimiz, bu duygulardan, hakikî akıl nimetinden, kuvvetli bir îmandan ve kötülükten alıkoyan ve hayra sevk eden zedelenmemiş bir hayâ hissinden mahrum durumda.

Gençliğini kurtaramayan, iflâs etmiş tüccara benzer. Onun için nasıl ki, bir tüccar;

«Aman zarar etmeyeyim, kâr edeyim, iflâs etmeyeyim.» diye âzamî gayret gösterirse, bizim de en büyük sermayemiz olan yavrularımızı kaybetmemek hususunda böyle titizlenmemiz elzem.

Çünkü onları kaybedersek, her şeyimizi kaybetmiş sayılırız.

Avrupa’da maalesef böyle iflâs etmiş kardeşlerimize çok tesadüf ettim. Yapacağı hiçbir şey kalmamış. Sadece ağlıyor, ağlıyor.

Niye?
yol1
Çünkü zamanında treni kaçırmış. Vakti, saatinde yapması gereken işler varken yapmamış.

Tren, zamanında kalkar değil mi? Zamanında yetişirsen, trene binersin, yetişemezsen tren gider. Senin için beklemez. Her şey için takdir edilmiş, lutfedilmiş zamanlar da böyle… Ayağına kadar gelir, sen değerlendirmezsen çeker gider. Sana da ancak ağlamak, nedâmet duymak kalır.

Hizmet için hocalar, müesseseler çırpınıyor. Mü’minlerin ayağına kadar gidiyor.

Ne yapacağız?

Yardımcı olacağız. Okutacak çocuk vereceğiz.

Bir ustanın malzemesi olmazsa, malzemesiz inşaat olmaz. Vereceğimiz yavrular, hocanın malzemesi olacak. Onlarla İslâm binasını inşa edecek. Yavrularınızın gönlünde İslâm’ın binasını inşa edecek.

Gönülde de bir mimarî lâzım.

Cami inşa etmek güzel… Fakat cami inşa ederken; insanının gönlünde, evlâtların, nesillerin kalplerinde de secdeyi îmâr edeceksin.

Mescid ne demek? Allâh’a secde edilen yer demek, secde mekânı demek.

İnsanın ilk mescidi, gönlüdür. Önce gönlümüze secde ettirmemiz lâzım. Bir insan, gönlüne secde ettiremediyse, alnını secdeye koyamaz.

Gönüldeki inşa ve îmar tamamlanmadıysa, alnı secde ettirmek için boş yere uğraşırsın. Yaptığın cami, serdiğin seccade boşa gider.

İnsanın karnını doyurmak istiyorsun. Sofraya davet ediyorsun. Fakat kişide iştah yoksa, gelmez, yemez. Önce o iştahı, o sevgiyi meydana getirmek gerek.

İbâdet arzusu gerçekleşince her şey kolaylaşır.

İmkânsız görünen şeyler bile…

Bakın Veysel Karânî Hazretleri;

“–Allâhü Ekber!” diyerek secdeye kapanıyor. Bir gece sabaha kadar secdede kalıyor. Gönüldeki secdenin lezzetini tatmış çünkü. Soruyorlar;

“–Hazret, nasıl dayanıyorsun, böyle bir geceyi secdede geçirmeye?” Bir ah çekiyor diyor ki:

“–Hilkat-i âlemden sabâh-ı haşre kadar hepsi bir gece olsaydı da ben o geceyi secdede geçirseydim ne vardı? Bana geceler kısa geliyor.” buyuruyor.

Allah Teâlâ, sohbetlerin kıymetini bilen, hakikî mânâda akıllı, mü’min ve hayâlı kullar olmayı, cümlemize nasip eylesin inşâallah.

Not: Bu makalemizi, kardeşlerimizin arzusu üzerine, 2 Ocak 2010 tarihinde Witten’de gerçekleştirdiğimiz hasbihâlden hazırladık.

Cemâli görmek için,
Kemâle ermek gerek.
Kemâle ermek için,
Nefsi hor görmek gerek. (Gülzâr-ı İrfan)

Yazar İrfan ÖZTÜRK
(Yüzakı AyLık Edebiyat Şiir Dergisi)

ALintidir…

Türkçe ibadet olur diyenLere cevap…

Yorum bırakın

türkce ibadet türkce namaz namazda meal imami azam ebu hanife fatiha suresi elmalili behey saskin

Türkçe ibadet olur diyenLere cevap… Yazıyı Kaynağından okumak için TIKLAYINIZ.

Gilaburu

Yorum bırakın

 

 

Gilaburu Bitkisi ve FaydaLarı:

???????????????????????????????

Gilaburu çalı şeklinde bodur bir ağaçtır. Genellikle İç Anadolu’da yetişir. Kırmızı salkım şeklinde yuvarlak meyvelidir. Bu meyveler sonbaharda toplanır. İlk toplandığında acı bir tadı vardır. Su içinde salamura yapılır. Yaklaşık bir ay sonra bu acılığını kaybeder. Bu şekilde (5-15 derecede) tazeliğini 1 yıl süreyle koruyabilir.

Yüksek miktarda C vitamini ve anti oksidan maddeler içerir. Daha önce de belirtildiği gibi önceleri acı bir tada sahip olan meyveler, salamura suyunda acılığpını kaybeder. Bu haliyle içilebilir hale gelmiştir. Salamura suyundan günlük içilecek miktar çıkarılır, sıkılır, su ilavesi ile seyreltilir ve tercihe gıöre şeker ilave edilerek içilir. Burada dikkat edilmesi gereken, sıkılan meyvenin aynı gün tüketilmesi gerektiğidir.

Ekşi bir tada sahiptir. Şeker ve su ilavesi ile bu ekşi tadı giderilebilir. İlk defa kullananlara tadı biraz tuhaf gelebilmektedir.

Faydaları :

Meyvesi : Sonbaharda toplanıp salamura yapıldıktan sonra tüketilen gilaburu, sadece böbrek hastalıklarına değil, birçok hastalığın tedavisinde de yararlı olmaktadır. Kabukları kaynatılan gilaboru, astım, romatizma, yüksek tansiyon, sara nöbetleri (epilepsi), kabakulak, doğum sonrası spazmlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilmektedir.

Gilaboru suyu, ayrıca safra kesesi hastalıkları ile bazı karaciğer hastalıklarına da iyi gelmektedir. Gilaborunun bazı kanser tümörlerini azaltmadaki olumlu etkileriyle ilgili olarak halen Amerika’da, Harward Medicine School’un araştırması devam etmektedir.

Kabuğu : Gilaburu ağaç kabuğu, kramplara ve kas gerginliklerine karşı oluşturduğu olumlu etki nedeniyle, saygıyla anılmaya hak kazanmıştır. Genellikle iki alanda kullanılır:

İlki; yumurtalık ve dölyatağı kasları ile ilgili problemlerdir. Bitki dölyatağını yatıştırır ve böylece adet görme sürecindeki ağrılı kramplar sona erer. Aynı biçimde etki yaparak, olası düşükleri de önleyebilir.

İkinci olarak kullanım alanı ise, aşırı regl kanamalarının ve menopozla ilgili aşırı kanamaların kontrol altına alınmasıdır.

Kullanım biçimleri : Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış dal kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 10-15 dakika kaynadıktan sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Dölyatağı ve yumurtalık ağrılarına karşı ve olası düşük tehlikesine karşı, kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak kullanılır.

Yarım tatlı kaşığı gilaburu kabuğu ile yarım bardak suda hazırlanan gilaburu çayı, yarım tatlı kaşığı kediotu kökünün yarım bardak kaynar suyla haşlanıp, 10 dakika demlendirilen kediotu kökü çayı ile eşit oranda karıştırılarak içilir.

Tentür : Viburnum opulus D1, D2 veya D3 inceltisi, günde 3 kere 25-30 damla, yarım kahve fincanı ılık suya eklenerek alınır.

Yukarıda anılan tüm rahatsızlıklara karşı etkilidir.

Prof. Dr. Zeynelov, zamanında toplanmış gilaburu bitkisinin 3-5 gün içinde hemeroid hastalığını kesin tedavi ettiğini belirtmiştir.

ALINTIDIR…

UYARI: Blogumuzda yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Blogumuzu ziyaret eden, yorum yapan  kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır. (aLinti)

AYRIK OTU..

Yorum bırakın

Bu yazı internet ortamından derlenmiştir.. Bilgi amaçlıdır.. Kullanım için araştırınız.

Ayrık Otu ve Faydaları Nelerdir.. İbrahim Saraçoğlu
ayrikotu_
ÖZETLE… 
Buğdaygillerden yabani bir bitkidir. Sarımtırak beyaz renkteki kökü kullanılır. İlkbahar ve sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Mekkeayrığı denilen çeşidi de, ayrıkotunun özelliklerini taşır. Domuz ayrığı ise, zararlıdır.

Faydası : İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir. Albümini atar. Nefrit ve nikriste de faydalıdır.

Önerilen hastalıklar: Böbrekte ve mesanede olan taşları eritir, rahim tıkanıklıklarını açar. Otun kökü kaynatılıp içilirsei bağırsak ağrılarını dindirir, vücuttaki yapışkan hıltıları yok eder. Bilinmeyen bir özelliği de ruhani rahatsızlıklara iyi geldiğidir.

Kullanım şekli ve dozu: 1 bardak ılık suya kurutulup toz haline getirilmiş 1 çay kaşıpı ayrık otu, her gün yemeklerden önce karıştırılıp içilir. Acı olduğu için limon yada naneyle tatlandırılır. Başka bir tarifinde 20 gram ayrık otu, 1 litre suda kaynatılıp, günde 4-5 çay bardağı içilir. Köküyle beraber yaprağı dövülüp, vücuttaki şişlikler üzerine uygulanırsa şişler inip, ağrıları diner. Haşlanan ot içine bir miktar bak, biraz biber, bir miktar günlük ve bir miktar müri safi katılıp, tekrar kaynatılır. Oluşan karışımla ağızda gargara yapılırsa iş ağrıları ortadan kaybolur.

Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

DAHA FAZLA BİLGİ…

Buğdaygiller familyasındandır . Anayurdu bilinmeyen , dünyanın bütün soğuk vede ılıman iklimli bölgelerinde , farklı ca tropikal vede astropikal iklim bölgelerinin yüksek kesimlerinde yetişen 125 kadar türün ortak adı ayrıkotudur . Ülkemizde de 20 kadar farklı ayrıkotu türü yetişmektedir .

Bu türlerden bazıları tarıma çook zararlı iken , kimi türleri de hayvan yemi yada çim bitkisi ollaraak hususiyetle yetiştirilmektedir . Ayrıkotu türlerinden konumuzla en çook alakalı oluşan Tarla farklı ğı (A .repens) da tarıma zararlıdır . Çünki , kendi haline bırakılırsa kısa zamanda tarlaları kaplar .

Kısaca farklı kotu diyeceğimiz bu bitki 30-150 cm . boylanabilen , rizom köklü (kök gövdeli) , çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir . Tarlalardan başka , yol kenarları vede bahçelerde de çook görülür . Yeşil gövdesi silindirik biçimli vede boğumlu , yapraklan yeşil vede düzdür . Mayıs-temmuz ayları arasında küçük başaklar halinde açan çiçekleri yeşil renkli vede pek gösterişsizdir . Bitki , bu çiçeklerinden

oluşan tohumlarının dökülmesiyle , hususiyetle rizomlarının sürgün vermesiyle yada toprağa değen yerde , gövdelerinin yeniden kök atmasıyla çoğalır .

Tibbi Etkileri:

Tarla farklı ğı rizomları polisakkarit 1 madde oluşan tritisin ile uçucu yağ ,

ve Kullanımı

yapışkan bitki sıvısı , potasyum , salisilik asit , saponin vede mikrop kırıcı bazı

maddeleri içerir . Bu farklı kotu türünün tıpsal etkileriyle onlardan avantaj lanma metod leri şöylece özetlenebilir:

• İdrar yolları enfeksiyonlarının iyileştirilmesinde , sistit (mesane iltihabı) vede prostatitte (prostat iltihabı) tesirli olur .

• İdrar söktürücüdür .

• Kanı vede bedendeki toksik maddeleri temizler .

• Böbrek vede mesane taşlarının atılmasına yardımcı olur .

• Bedeni güçlendirici 1 toniktir .

Bu etkileri sağlamak üzere , tarla farklı ğının rizomlan ilkbahar mevsiminde ya da sonbaharın başlarında toprağı kazılarak sökülür . Yıkanarak iyice temizlenir . Gölgede yada güneşte kurutulur . Kurutulmuş rizomdan 2 tatlı kaşığı alınır , l bardak suyla kaynama noktasına kadar ısıtılır . Daha sonra alev kısılarak 10 dakika daha ısıtma sürdürülür . Böylece elde edilen dekoksiyondan günde 3 kez birer bardak içilir . Ancak , tadı çook kötü meydana geldiğinde n bal , limon yada naneyle tatlandırılır .

• Tarla farklı ğı farklı ca Eczama(egzama) vede cilt Rahatsızlık larının iyileştirilmesinde tesirli olur .

• Romatizma(rheumatism) ağrılarını hafifletir .

Bu etkilerinden avantaj lanmak için , yukarıda tarifi verilen dekoksiyon , şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır .     Ayrık Otu (Ayrık kökü) (Agropyrum repens): 30 cm’den 1 metreye kadar uzayabilen , yabani , otsu 1 bitkidir . İçerisinde potasyum , demir gibi mineraller , A vede B vitaminleri ile saponinler , şeker , triticin , glikovalin , müsilaj gibi maddeler vede uçucu yağ bulunur .
Ayrık otu , vasati 1 metre boyunda , dünyanın her yerinde kendiliğinden yetişen vede yetiştirilen , Türkiye’ de 20 çeşidi bulunan çook yıllık , otsu ve  yabani 1 bitkidir . Genellikle tarla , bahçe vede yol kenarlarında yetişir . Bitkinin dahilinde A vitamini , B itamini , şeker vede uçucu yağ bulunur .
– Susuzluk giderir: Ayrık otu kaynatılıp ,limon sıkılarak yada sade ollaraak içilirse yazın oluşan aşırıısı i vede susuzluğu giderir .
– Böbrek kafigelmez liği: Ayrık otu yalnız yada nane ile 1 arada kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .
– Mesane yolu iltihabı: Ayrık otu tek başına yada papatya ,kekik gibi bitkilerle kaynatılıp ,balla tatlandırılarak aç karnına içilmeye devam edilirse mesane yollarını temizler , Enfeksiyon ları kurutur .  – Karaciğer kafigelmeyecek liği: Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılıp soğuk ollaraak içilmeye Daimi edilir
– Kan temizleyici: Ayrık otu kökü tek başına yada kekik ile 1 arada kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .
– Şişmanlık: Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık ollaraak günde 3 su bardağı aç karnına içilmeye Daimi edilir .
– Sarılık: Ayrık otu kökü tek başına yada kekik ile 1 arada kaynatılıp iyi balla tatlandırılıp soğuk ollaraak içilmeye Daimi edilir .
– Balgam: Ayrık otu kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık ollaraak ,aç karnına içilmeye Daimi edilir .
– Gastrit(gastritis) : Ayrık otu kökü kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye Daimi edilir .köpekler mide rahatsızlığında bu otu yer .
– Tıkanıklık çözer: Ayrık otu ,kaynatılıp balla tatlandırılıp ılık olarak ,aç karnına içilmeye Daimi edilirse böbrek dalak karaciğer tıkanıklığını açar .
– Ayrık Otu Normalde herhangi bri yan tesiri yoktur . Ayrık otu genellikle kumlu topraklarda köylülerin kazıp atmakla baş edemediği 1 şifadır . Tadı tiksindirici değildir . Kekikle 1 arada kaynatılıp tatlandırılabilir . Kumda yetişmesine inat böbrekteki kumları döküp atan eşşsiz 1 ilaçtır .Ayrık , mesteki kaynatılırsa baştaki balgamı söker . İçindekiler: Karbonhidratlar , Saponin , %13-18 Terisitin , %10 Sümüksü madde , %2-3 şeker , Potasyum tuzu , vede madeni tuzlar , A-B vitamini , Silisik asit , Demir , Potar , Organik asitler

http://www.bitkizane.com/4_457_43245_ayrik-otu-faydalari-nelerdir-ibrahim-saracoglu.html

EKLEM KİREÇLENMESİ ve DEPRESYON

Yorum bırakın

EKLEM KİREÇLENMESİ ve DEPRESYONa Bitkisel Çözüm
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan
ÇINAR YAPRAĞI Kürü..

Kısaca izahı gerekirse...
Bir Televizyon programına katılan Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu tüm kireçlenmeler için Olgunlaşmış çınar yaprağı kürünü anlattı..
Bunun için gerekli olan malzeme kurutulmuş büyükçe 2 adet olgun çınar yaprağı Bir su bardağı klorsuz suyun içerisine parçalanıp konur  ve 1 dakika boyunca kaynatılıp ılımaya bırakılır. Ilık olarak;
Günde 2 defa  olmak üzere öğleden önce bir bardak, öğleden sonra bir bardak  aç karna içilir. Birinci bardak içildikten sonra  en az 3 veya 4 saat sonra ikinci bardak içilmelidir. Her defasında taze hazılanır.  Hazırlarken emaye ya da çelik kab kullanılır. Bu kür bir ay boyunca uygulanır..  ya da 15 gün boyunca uygulanır ve bir hafta ara verilir, 15 gün tekrar aynı kür uygulanır. Kür esnasında başka bitkisel ilaç kullanılmaz.. Allah’ın (c.c.) izni ile kireçlenmeniz inşaALLAH çözülecek..

cinar ypragi

Çınar yaprakları resimde görüldüğü üzre özellikle beş parçalı yapraklardan seçilecek bütün çınar yaprakları kür için uygun değildir..

BU KONUDA AYRINTILI BİLGİ EDİNMEK İÇİN OKUYUNUZ..

Çınar yaprağı kürü özellikle eklem kireçlenmeleri için oldukça etkili bir bitkisel çözüm olarak kullanılabiliyor. Gölgede kurutulmuş çınar yaprağı kürü sadece eklem kireçlenmesine karşı bitkisel çözüm amacıyla değil, doğal depresyon tedavisi amacıyla da kullanılabiliyor. Gerek eklem kireçlenmesini önlemek gerekse antidepresan yani insanları bunalımdan, depresyondan kurtarıcı etkisinden faydalanabilmek için aşağıdaki bitkisel çözüm formülünü uygulamak yeterli olacaktır.

Eklem Kireçlenmesine ve Kronik Depresyona Karşı Çınar Yaprağı Kürü :

Çınar Yaprağı Kürü Nasıl Hazırlanır ve Yapılır:  Yukarıda da bahsettiğimiz üzere gerek eklem kireçlenmeleri gerekse depresyona karşı teskin edici ve morali yükseltici bir takım biyokimyasal maddeler içermesinden dolayı çınar yaprağını mümkün olduğunca yaprağındaki besleyici maddelere zarar vermeyecek şekilde kullanmaya özen gösteriyoruz.

Kaynamakta olan 1 su bardağı klorsuz suyun içine 5 tatlı kaşığı (iki adet çınar yaprağı)  kurutularak ufalanmış olgun çınar yaprağı koyarak 1 dakika kadar kaynamaya bıraktıktan sonra hemen ocağın üzerinden çekerek ılımaya terkediyoruz. 1 dakikadan daha fazla kaynatılan çınar yaprakları, besleyici niteliklerini önemli ölçüde kaybederler.  Çınar yaprakları iyice ılıtıldıktan sonra süzgeç kullanılarak süzülüyor.

Çınar Yaprağı Kürü Nasıl Uygulanır:  Kaynatarak süzdüğümüz çınar yaprağı suyunu özellikle sabah kahvaltısı ile öğle yemeği arasında aç karnına 1 bardak, Öğle yemeği ile akşam yemeği arasında aç karnına 1 bardak için.

Prof. Dr.İbrahim Saraçoğlu anlatıyor:
Doğal bitki olarak kullanılacak çınar yaprağının mutlaka dalından taze toplanması gerekir. Toprağa düşmüş çınar yaprakları kullanılmaz. Toplanacak olan çınar yapraklarının olgunlaşmış olmasına dikkat etmek gerekir. Olgunlaşmamış veya körpe filiz şeklinde olan yapraklar uygun değildir. Yaprakların üzerinde kahverengi lekeler var ise, bu yapraklarında kullanılmaması gerekir. Kullanılacak olan çınar yapraklarının derin yırtıklı olmasına dikkat ediniz. 
1)Oniki yaş altı çocukların herhangi bir uygulamayı hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
2) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi…) içilmemelidir.
3) Tüm doğal bitkilerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
4) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
İki adet büyük boy taze (yeşil) yada kurutulmuş çınar yaprağını soğuk suda yıkayınız ve parçalara ayırınız. Bir su bardağı klorsuz suyu kaynattıktan sonra yaprakları ilave ediniz ve kısık ateşte ağzı kapalı olarak bir dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra sıcakken süzünüz. Ilıyınca akşam yemeklerinden önce ve gece yatarken içiniz. İki içim arasında en az üç saat fark olmalıdır. Bu küre otuz gün ara vermeden devam ediniz. Her defasında taze olarak hazırlayınız. Şikâyetlere göre dönem dönem tekrarlanabilir
NOT: Bu bilgiler internet ortamından derlenmiş olup bilgi amaçlıdır.. Uygulamanın sorumluluğu tamamen kişilerin kendilerine aittir.

Older Entries